günde ortalama 300 kez alıyorum bu hatayı. ve sebebini de öğrendim. paylaşayım dedim.
internette çok aradım ama bulamadım adam gibi açıklayanı. hatta şu programı indirin kurun falan diyenler var, inanmayın. hiç bir halta yaramamakla birlikte, trojen ve virüs de bulaştırıyorlar.
bu hatayı alıyorsanız, sorununuz düzensiz veri trafiğidir. daha doğrusu bağlantının sıfırlanmasıdır. hatayı msn bağlanmaya çalışırken alırsanız, o sırada bağlantı sıfırlanmış demektir. ki muhtemelen msn iniz bağlandığında da sık sık kopuyordur. o kopmalar da yine bağlantının sıfırlanma anlarıdır.
eğer bu sorun sizde de varsa, düzenli veri trafiğinizin sağlanamadığını söylemiştim. bu sorun başka bir çok yerde karşınıza çıkabilir. youtubedan video izleyemezsiniz çünkü 10. saniyesinde kopar, 1mb lık dosyaları bile tarayıcı yardımıyla indiremezsiniz.
peki çözüm nedir?
eğer kendi adsl bağlantınız varsa, yani modem sizin elinizdeyse internet sağlayıcınızla görüşün. eğer bir ağın parçasıysanız, ağ yöneticisine gidin. çünkü bu bir network sorunudur. bunu çözmenin yolu da networkünüzün yöneticisinden geçer. boşu boşuna program falan kurmayın, msn i kaldırmayın. ki zaten büyük ihtimalle biraz beklediğinizde sorunla karşılaşmayacak ve msn inizin bağlandığını göreceksiniz. yani sabredip, bol bol tekrar denemeniz gerekmektedir.
şu sıralar 20 yıllık ömrümün en sıkıntılı zamanlarını geçiriyorum. psikolojik desteğe ihtiyacım olduğu kararına vardım. ama araştırdığım kadarıyla psikolog ücretleri biraz fazla. ona ayıracak bütçem olmadığından şöyle bir şey düşündüm.
bana gönüllü olarak terapi uygulayacak psikolog arıyorum efendim. hepten manyak değilim çok şükür. ama sorunlarım var. şimdiye kadar anlattığım kişiler de pek çözüm bulamadı. zaten anlatmam da bi 7-8 saat sürer. çözmesi de 2-3 saat sürse, 10 saatte hallederiz meseleyi. tabi 2-3 saatte ya tamamen vazgeçer ya da tamamen çözer problemimi.
gönüllü olacak arkadaşa üzerimde istediğini deneme hakkı veriyorum. kafasına göre takılsın. istediğini yapsın. ne biliyim öyle bilimsel deneyleri falan oluyosa onların yapabilir.
bu tedaviye karşılık olarak da kendisine web sitesi hazırlamayı taahhüt ediyorum. hosting ve domain masrafları da bana ait olacak. yeter ki bana bir çare bulsun :)
ilgilenen arkadaşlar yan taraftaki iletişim formunu kullanabilir. bu işlerde referans istenir mi bilmiyorum. bizim web işlerinde önceki işlere bakarlar. psikologdan da aynısını istesem ayıp olur mu acaba? ama varsa söyleyebilirler. şu çok manyaktı onu adam ettim. şu ben tedavi edince düzeldi şimdi hayatla barışık falan diyebilirseniz öncelikli olursunuz.
şimdiden teşekkür ederim efenim. bu fırsatı da kaçırmayın derim.
gelirsin 20 yaşına, hayata atılmaya bir adım kalmıştır. sorumlulukların sınırındasındır. ve olan olur. hayat bir çelme takar ve o adımı atmadan oraya düşüverirsin. işin kötüsü yerde başlamaktır.
20 yaşına kadar her şey yolundadır. basamakları teker teker çıkmışsındır. herkes senden umutludur. senin iyiliğini isterler ve senden birşey beklemezler aslında. ama onların bişey beklememesi sende tam tersi etkiler oluşturur. çünkü sen kendinden beklersin.
ama o 20. yıldaki çelme herşeyi altüst eder. merdivenden çıkmayı bırak, aşağı yuvarlanırsın. tutunursun korkuluklara ama elinde kalır. kimseye sırtını dayayamazsın.
ayağa kalkıp kendi başına devam etmeye çalışırsın çizginin ötesinde. çalışır çabalarsın. ama senden beklenen bu değildir. evet beklentiler ortaya çıkıverir. hep gizli saklı olan beklentiler. ezilirsin onların altında. veremezsin istenileni. kalırsın oracıkta. bir tekme hayat vurur, bir tekme de tutundukların. yalnızsındır artık. vahşi doğaya bırakılan bir ev kedisinden bile biçaresindir. kal hayatta kalabilirsen..
bakalım ne zaman kurtulucam bu durumdan. ne zaman ayağa kalkıp yürümeye başlayacağım. her zamanki gibi zamana bırakıyorum. hayırlısı…
biraz da içimi dökeyim bloguma. eski usülden devam ederek önce şarkıyı koyalım. onu dinlerken okuyun yazımı. sonra şarkıyı bir kez daha dinleyin. sonra da yazıyı bir kez daha okuyun.
gece saat dört, ankara bembeyaz içim simsiyah. nikotinden değil bu sefer, kederimden. içim sıkılıyor. kemençenin sesine bırakıyorum kendimi, arkadaki tuluma gidiyor içim halbuki.
dertliyim kederliyim
her nedense ağlarım
gülmedim bu dünyada
hem söyler hem ağlarım
evet hiç gülmedim. yalan. gülebilirdim ama ben hep ‘gülmezden’ geldim. her şey iyiydi aslında. yoktu bir derdim. iyi bir ailem vardı, sağlığım yerindeydi. o da pek yerinde sayılmazdı ama elim ayağım tutuyordu çok şükür. okul falan iyi gidiyodu. niye derdim olsundu ki?
düşündüm ve sanırım buldum. gönlüm de gülüyor muydu? o memnun muydu halinden?
üzerine düşeni yapıyordu. karşılıksız ve çok seviyordu. kim olursa. aşık olduğunu da, kardeşim dediği insanı da. peki bu sevgisine karşılık aldı mı? almadı. ama önemi yoktu onun için. çünkü karşılık bekleyerek yapmadı işini. işine olan aşkı yeterliydi. o karşılığını kendi içinde alıyordu zaten.
ama bir sorun vardı. onun bu sevgisinin kıymetini bilmemek bir yana; hor görenler, kullananlar oluyordu. menfaatleri uğruna kullanıyorlardı. yıpratıyorlardı. bazen de sadece değer vermiyor ve umursamıyorlardı ama o gönüle acı verebiliyordu. çünkü alışmıştı artık kendine zarar vermeye. havadan nem kapmak derler ya, öyleydi işte. ona sorunca da şu cevabı verirdi: “hayatta başkasına zarar vermemek için sadece kendime zarar veriyorum.” bu yaptığı iyi miydi kötü mü? bilemiyordu. bilemezdi de. ama bildiği bir şey vardı ki başkasına hiç zararı dokunmadı. kimsenin kılına zarar vermedi.
üzülme sevdiceğim ben hep böyle ağlarım
yazma ile tükenmez
ha bu benim dertlerim
alıştırmıştı kendini acı çekmeye ya, destek olmak isteyene de sırtını çeviriyordu. elinden tutup ayağa kaldırmak isteyen, onun için bir şeyler yapmak isteyen dostlarını dinlemiyordu. ben hep böyle ağlarım diyor uzanan eli tutmuyordu. sanıyordu ki onlara zarar verecek, kendi derdiyle onları mutsuz edecek. fakat tam tersiydi durum. sevenleri onu mutsuz görüyordu ve daha da mutsuz oluyorlardı. çünkü o gönülün sahibiydi onlar. onların istediği olmalıydı. ve kendine zarar verdikçe onlara zarar vermiş oluyordu. farkedemedi bu gerçeği. devam etti iğneyi de çuvaldızı da kendine batırmaya. kanadı. kanadıkça bitmedi dertler. kanıyla yazdı derdini, bitiremedi.
gökteki yıldızları
sayalım elli elli
bu dünyadan fayda yok
öteki de şüpheli
geceleri uyumuyordum. sabaha kadar duman içinde oturup yıldızları görmeye çalıştım. dumanı çıkaran bendim, dumandan yıldızları göremeyen de. hep yanımda yıldızları beraber sayacağım birisi olsun istedim. göremediğim yıldızları saymaya ortak arıyordum. bulamadım. önce dumanı kovmam, sonra yıldızları saymam gerekirdi. sayamayınca da yardım istemem. sayacak birini o zaman rahatlıkla bulabilirdim. yani kendi isteğimi reddeden yine bendim aslında. her zaman her şey hep bende bitiyordu. tek başımaydım her yerde. hep yalnızlıktan şikayet ettim, kendimi yalnızlığa mahkum eden de bendim.
düşündüm ahireti, Allah’ı (c.c.). O’nun için ne yaptım diye. hiçbişey yapmamışım. kendi dumanımda boğulmaktan, önümü hatta kendimi bile görememişim. dünyam duman altında geçmiş, öteki de alev içinde geçecekti muhtemelen. ne demişler, ateş olmayan yerden duman çıkmaz.
peki yeniden gelsem dünyaya, ya da şıp diye başa dönse her şey. tekrar açsam gözlerimi hayata, değişik olur muydu birşeyler? hayır olmazdı. yine aynı yoldan yürürdüm. çünkü hiç pişman olacağım bir şey yapmadım. hesabımı kul hakkından yana rahat vereceğimi düşünüyorum. ama üstüme düşen şeylerin de hiçbirini yapmadım. o yüzden ateşin göbeğine gideceğimi de biliyorum.
Allah’ım sen bu aciz kulunu affet. sen affedicisin ve bizi yaradan’sın. beni affet…
benim de yürütme kurulunda bulunduğum kongremizin 4.sü İstanbul’da Yıldız Teknik Üniversitesi’nde gerçekleştiriliyor. ben de orda olacağım. basın bildirimizi de yayınlıyorum. ilgililerin dikkatine…
29 Şubat – 2 Mart 2008 / Yıldız Teknik Üniversitesi
Türkiye çapındaki 40’a yakın üniversitenin Bilgisayar Mühendisliği öğrencilerini İstanbul’da ilk kez buluşturacak olan Bilgisayar Mühendisliği Öğrencileri Kongresi’nin (BİLMÖK) dördüncüsü 29 Şubat – 2 Mart tarihleri arasında İstanbul’da Yıldız Teknik Üniversitesi’nde gerçekleştirilecektir.
Her yıl farklı bir üniversitenin bilişim adına kurulmuş olan kulübünün gönüllü öğrencileri ve ilgili üniversitenin Bilgisayar Mühendisliği Öğrencileri tarafından organize edilen ve bilişim meraklıları arasındaki iletişim ve dayanışmayı üniversite öğrencileri bazında arttıran BİLMÖK; sayın hocalarımız ve değerli konuklarımızla beraber, günümüz Türkiyesi’nde bilişim sektöründeki yönelimleri belirleme, gelişimleri inceleme ve bilişimin geleceği hakkında Türkiye’ye doğru bir ivme kazandırma amacı gütmektedir. BİLMÖK ayrıca bilişim toplumuna geçiş sürecine Türkiye’nin hızlı bir şekilde ayak uydurmasını sağlamak, doğru teşhisleri yapmak ve bununla bağlantılı olarak Bilgisayar Mühendisliği’nin ve bilişim sektörünün artıları ve eksileri üzerine ortak bir çözüm geliştirme düşüncesiyle düzenlenmektedir.
Öğrenciler kendi aralarında düzenleyecekleri forumlarla, bilgi deneyim ve düşüncelerini paylaşacak, üniversiteler arasındaki eğitim ve öğretim yapıları karşılaştırılacak ; BİLMÖK ve İstanbul adına çok özel ve güzel bir portre sergilemeye çalışılacaktır. Üç günün sonunda da hazırlanacak rapor - sonuç bildirgeleri, sayın konuklarımız, hocalarımız ve katılımcı öğrencilerimize iletilecektir.
İstanbul’da ilk kez gerçekleştirilecek olan BİLMÖK’ün organizasyonu, Yıldız Teknik Üniversitesi’nin Bilgisayar Mühendisliği öğrencilerinin kurmuş olduğu Bilişim Kulübü’nün Yönetim Kurulu öğrencileri tarafından gerçekleştirilecektir. Türkiye’de bilişimin kalbi olan İstanbul’da ilk defa gerçekleştirilecek olan BİLMÖK, başta diğer üniversitelerden gelecek olan Bilgisayar Mühendisliği Bölümü öğrencilerine olmak üzere, sayın hocalarımıza ve değerli bilişim liderlerimize, bilişim adına unutamayacakları güzellikte üç gün geçireceklerinin sözünü veriyoruz.
Katılımın ücretsiz olacağı kongreye Türkiye’deki 40’a yakın üniversitenin Bilgisayar Mühendisliği bölümlerinden üçer resmi temsilci davet edilecek ve Yıldız Teknik Üniversite’mizin Bilişim Kulübü tarafından ağırlanacaktır. Şubat ayında kayıtları internet üzerinden yapılacak olan BİLMÖK’e , tüm bilişim ve teknoloji meraklılarını davet eder; sevgilerimizi sunarız…
Saygılarımızla…
Yıldız Teknik Üniversitesi Bilişim Kulübü Yönetim Kurulu
Nargile & İstanbul temasını Qwilm! teması üzerinde yaptığım değişikliklerle hazırladım. Temanın indirilebilir versiyonunu isteyenler benimle iletişime geçebilir.
Firefox 2.0.0.x ile denedim, çok da güzel çalıştı. IE ile muhtemelen geçinemez, denemedim. Firefox haricinde tarayıcı kullanmak bana saçma geldiği için herhangi bir düzenleme de yapmadım, umrumda değil açıkçası. Siz de Firefox kullanın zaten..
Çözünürlük olarak da 1024*768 den büyük olmak üzere herhangi iki sayının çarpımında istediğim gibi görüntülenir. Sorun çıkarmaz (kime göre? neye göre?).
Bu sitede (web sayfasında, blogda, weblogda, güncede, günlükte, sahifede, her ne ise işte onda) yer alan tüm içerik bana aittir ve Creative Commons Attribution - Noncommercial 3.0 ( ) ile lisanslıdır. Bu lisans, kaynak göstermek kaydıyla içeriği istediğiniz gibi kullanabilmenizi sağlar. Tabi bir de lütfedip bana bir mail atarsanız, ya da yararlandığınız yazının pingback adresini kullanırsanız işime gelir. Sizden haberdar olurum. Hakkınızda kötü düşünmem.
Eğer bir motorsanız, yanlış anlamayın arama motoruysanız, sizi ilgilendiren şey şurada: sitemap.xml
rss feedlerini feedburner'a aktar
sayfalar menüsü koy
yan menüdeki eksikleri tamamla
bağlantıları güncelle
iletişim formunu oluştur
benzer yazılar şeysi koy
sitemap koy
arama şeysi koy
yorum, paylaş, trackback ve pingback, benzer yazılar tabları oluştur
eksik eklentileri kur
daha da vardır çıkar ortaya..