hakkımda sayfamı güncelledim. | "buraların görünümü yakında değişecek! hani beta derler ya ondan ;) - Giriş - Kayıt ol
Ana sayfa İletişim Besleme Wordpress

Mücahit Yılmaz

hayaaat, beni neden yoruyosun?

Mayıs, 2008 için arşiv

saçmalamak

saçmalamak kelimesi “saç” kökünden gelir. çoook eski zamanlarda yaşamış olan bir padişah kızının saçları çok güzelmiş. saçlarını saçınca daha da güzel olurmuş. bu saçlarını olayı padişah kızıyla o kadar özdeşleşmiş ki, ülkenin kızları saçlarını lemini telaffuz ederken “saçmala” der olmuşlar. yani saçlarını saç manasında. te saçmalamak sözü böyle doğmuş.

te saçmalamak böyle bir şeydir.

TDK‘nın “(sıfat, mecaz) akla uygun olmayan, yersiz bulunan, pestenkerani, absürt” şeklinde açıkladığı kelimesini inceleyelim.

“akla uygun olmayan”: yani öyle bir şey olacak ki, akıl mantık almayacak. yani mantıklı bir şey de olmayacak. nasıl olur bu? diyeceksiniz. akıl yordamıyla o şeyin varlığı/olabileceği ispatlanamayacak. falan filan..

“yersiz bulunan”: hımm.. yani doğru zaman ve ortamda olmayan. süregelen hadiselerden bağımsız olarak vukû bulan ve mevzuyla bağıntısı bulunmayan söz, hareket, davranış.

“pestenkerani”: bunu de yeni öğrendim. ve TDK‘ya baktım. “” demekmiş. peki.

“absürt”: bu da fransızca demekmiş. ne alâ..

yani burdan anlıyoruz ki bir şey ya o an için uygun olmayacak, ya da akıl yoluyla idrak edilemeyecek ki olsun.

tamam, çok severim. acayip severim. öyle böyle değil, pis severim. bağlanırım. ölürüm de vazgeçmem. sevdiğim için her şeyi yaparım. gözlerine bakınca ruhunu okurum. derdi varsa uyuyamam. mutluysa uyanamam. bazen onsuz yapamam. derdim varsa yanımda isterim. mutluysam yanına giderim. “öyle sınırsız, öyle derin, öyle çok severim ki korkarsın” diye şarkı sözü var ya sezen aksunun, hah te öyledir benim için sevgi.

sevgi değildir. sevgim de değildir. sevgimi göstermek de değildir. özlemek de değildir. yanında olmayı istemek de değildir. yanında olmak olabilir, “yersiz olan” durumlarda. ama istemek değildir. iltifat etmek, kibar olmak, nazik olmak hiçbir zaman yersiz ve değildir. değildir. saçmalanmış olunmaz.

benim sevgim saçmadır. saçtıkça çoğalır. sevdikçe saçılır.

sevgim saçlarındandır…

(burdan iyi şiiri çıkardı aslında..)

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Bu yazının etiketleri: , , , , , , ,

Sayfa başına dön

doğumgünüm!

elde benim, dilde , gönüldeyim, baştayım;
fatihin istanbulu fethettiği yaştayım…
(hem de istanbuldayım) :)

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Bu yazının etiketleri:

Sayfa başına dön

kaypak blogcu

yahu şu Blog Konferansı‘na ve Blog Ödülleri törenine katıldım da, utandım vallahi. orada o kadar insan tanıyorum. çoğu da beni tanıyordu. ama 2-3 haftada bir yazıyorum. hoş olmuyor böyle. daha sık yazmak lazım.

o zaman birkaç kelam edeyim madem. öncelikle Eray Endeş‘i ve Mehmet Nuri Çankaya‘yı tebrik ediyorum. gerçekten başarılı bir organizasyondu. ilk olması açısından gayet tatmin ediciydi. bir tek ödüller fasondu, ama önümüzdeki yıllarda o mevzunun da çözüleceği inancındayım. hemen akabinde Barış Ünver‘i, Volkan Yılmaz‘ı, Erhan Yakut‘u, Hakan Demiray‘ı, Bünyamin Ayar‘ı ve Okan Yüksel‘i aldıkları ödüllerden ötürü tebrik ediyorum. Okan’ınki hariç zaten takip ettiğim bloglardı ve bu kategorilerde ödül almayı hakettiklerine inanıyordum. Okan’la da konferansta tanıştık. konferanstan sonra da Okan, Levent Özen ve hüseyinle birlikte ortaköyde yiyip çay içerekten sarı kırmızı boğaz köprüsü izledik (birazdan geleceğim o konuya da). Volkan Yılmaz’la (nam-ı diğer wolkanca) ilk kez karşılaşmıştık o da güzel oldu. bilahare bir akşam kendisiyle içmek de isterim ki bunu ona da söyleyeceğim zaten.

hah az daha unutuyodum, Tunç Kılınç, süper adamsın. İlk fırsatta üniversitemde bir söyleşiye katılması için çabalayacağım. oturum yönetme tarzı da çok hoşuma gitti, yapacağım etkinliklerde hep aklımda olacak.

evet o akşam Galatasaray da şampiyon oldu. fenerin yenilmesi ve beşiktaşın 10 dakikada 4 gol atması şaşırtıcıydı. maça gidecektim normalde, ama hem teyken bilet alamadım, hem de zaten 25.000 kişilik stadda 300.000 kişi bilet almaya çalışmış. zaten alamazmışım. karaborsaya da para vermek istemedim.

o gün öyle biterken, pazar günü de oldukça keyifliydi. sevgili Ufuk Kılıç ile birlikte önce ’da belediyenin tesislerinde kalamış manzarasına karşı içtim, akabinde güzel bir boğaz turu yaptık. ha bu arada, şu turyol motorları da çok gürültülü oluyor. kafa kazan gibi oldu inene kadar. bambiden yediğim kaşarlı dürümün tadı da hala damağımda :)

pazartesi yine iş başladı. hayat rutin akışına devam etti. pazartesi akşamı astoria alışveriş merkezini gezdim. çok gereksiz olmuş. zaten boştu içerisi. burger king de olmasa aynen çıkacaktım dışarıya. yemeği de orda halledip eve geldim.

şu bloga daha çok zaman ayırmalıyım. güya tasarımda oynamalar yapıp son şeklini verecektim, betalıktan kurtaracaktım. bir de Levent Özen ile giriştiğimiz proje var ki, yakında duyarsınız zaten…

şimdilik hoşçakalın.. 2-3 haftaya kalmaz tekrar yazarım… (resmen vedalaştım lan.. o kadar az yazıyom te..)

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Bu yazının etiketleri: , , , , , , , , , , , ,

Sayfa başına dön