Mücahit yazar kişisi, 26 Mayıs 2008 08:10 zamanında yazmış.
Kategorileri: aşk, derdimi döküyorum
Kalıcı bağlantı - Yazıcı dostu görünüm
saçmalamak kelimesi “saç” kökünden gelir. çoook eski zamanlarda yaşamış olan bir padişah kızının saçları çok güzelmiş. saçlarını saçınca daha da güzel olurmuş. bu saçlarını saçma olayı padişah kızıyla o kadar özdeşleşmiş ki, ülkenin kızları saçlarını saçma işlemini telaffuz ederken “saçmala” der olmuşlar. yani saçlarını saç manasında. işte saçmalamak sözü böyle doğmuş.
işte saçmalamak böyle bir şeydir.
TDK‘nın “(sıfat, mecaz) akla uygun olmayan, yersiz bulunan, pestenkerani, absürt” şeklinde açıkladığı saçma kelimesini inceleyelim.
“akla uygun olmayan”: yani öyle bir şey olacak ki, akıl mantık almayacak. yani mantıklı bir şey de olmayacak. nasıl olur bu? diyeceksiniz. akıl yordamıyla o şeyin varlığı/olabileceği ispatlanamayacak. falan filan..
“yersiz bulunan”: hımm.. yani doğru zaman ve ortamda olmayan. süregelen hadiselerden bağımsız olarak vukû bulan ve mevzuyla bağıntısı bulunmayan söz, hareket, davranış.
“pestenkerani”: bunu ben de yeni öğrendim. ve TDK‘ya baktım. “saçma” demekmiş. peki.
“absürt”: bu da fransızca saçma demekmiş. ne alâ..
yani burdan anlıyoruz ki bir şey ya o an için uygun olmayacak, ya da akıl yoluyla idrak edilemeyecek ki saçma olsun.
tamam, çok severim. acayip severim. öyle böyle değil, pis severim. bağlanırım. ölürüm de vazgeçmem. sevdiğim için her şeyi yaparım. gözlerine bakınca ruhunu okurum. derdi varsa uyuyamam. mutluysa uyanamam. bazen onsuz yapamam. derdim varsa yanımda isterim. mutluysam yanına giderim. “öyle sınırsız, öyle derin, öyle çok severim ki korkarsın” diye şarkı sözü var ya sezen aksunun, hah işte öyledir benim için sevgi.
sevgi saçma değildir. sevgim de saçma değildir. sevgimi göstermek de saçma değildir. özlemek de saçma değildir. yanında olmayı istemek de saçma değildir. yanında olmak saçma olabilir, “yersiz olan” durumlarda. ama istemek saçma değildir. iltifat etmek, kibar olmak, nazik olmak hiçbir zaman yersiz ve saçma değildir. saçmalık değildir. saçmalanmış olunmaz.
benim sevgim saçmadır. ben saçtıkça çoğalır. sevdikçe saçılır.
sevgim saçlarındandır…
(burdan iyi yılmaz erdoğan şiiri çıkardı aslında..)
Bu yazının etiketleri:
ben,
özlemek,
saçma,
saçmalık,
şarkı,
sevmek,
sezen aksu,
yılmaz erdoğan
Sayfa başına dön
Mücahit yazar kişisi, 16 Mayıs 2008 00:04 zamanında yazmış.
Kategorileri: blog
Kalıcı bağlantı - Yazıcı dostu görünüm
elde benim, dilde ben, gönüldeyim, baştayım;
fatihin istanbulu fethettiği yaştayım…
(hem de istanbuldayım) :)
Bu yazının etiketleri:
ben
Sayfa başına dön
Mücahit yazar kişisi, 13 Mayıs 2008 12:01 zamanında yazmış.
Kategorileri: bilişim, etkinlik, iş hayatı
Kalıcı bağlantı - Yazıcı dostu görünüm
yahu şu Blog Konferansı‘na ve Blog Ödülleri törenine katıldım da, utandım vallahi. orada o kadar insan tanıyorum. çoğu da beni tanıyordu. ama ben 2-3 haftada bir yazıyorum. hoş olmuyor böyle. daha sık yazmak lazım.
o zaman birkaç kelam edeyim madem. öncelikle Eray Endeş‘i ve Mehmet Nuri Çankaya‘yı tebrik ediyorum. gerçekten başarılı bir organizasyondu. ilk olması açısından gayet tatmin ediciydi. bir tek ödüller fasondu, ama önümüzdeki yıllarda o mevzunun da çözüleceği inancındayım. hemen akabinde Barış Ünver‘i, Volkan Yılmaz‘ı, Erhan Yakut‘u, Hakan Demiray‘ı, Bünyamin Ayar‘ı ve Okan Yüksel‘i aldıkları ödüllerden ötürü tebrik ediyorum. Okan’ınki hariç zaten takip ettiğim bloglardı ve bu kategorilerde ödül almayı hakettiklerine inanıyordum. Okan’la da konferansta tanıştık. konferanstan sonra da Okan, Levent Özen ve hüseyinle birlikte ortaköyde kumpir yiyip çay içerekten sarı kırmızı boğaz köprüsü izledik (birazdan geleceğim o konuya da). Volkan Yılmaz’la (nam-ı diğer wolkanca) ilk kez karşılaşmıştık o da güzel oldu. bilahare bir akşam kendisiyle nargile içmek de isterim ki bunu ona da söyleyeceğim zaten.
hah az daha unutuyodum, Tunç Kılınç, süper adamsın. İlk fırsatta üniversitemde bir söyleşiye katılması için çabalayacağım. oturum yönetme tarzı da çok hoşuma gitti, yapacağım etkinliklerde hep aklımda olacak.
evet o akşam Galatasaray da şampiyon oldu. fenerin yenilmesi ve beşiktaşın 10 dakikada 4 gol atması şaşırtıcıydı. maça gidecektim normalde, ama hem işteyken bilet alamadım, hem de zaten 25.000 kişilik stadda 300.000 kişi bilet almaya çalışmış. zaten alamazmışım. karaborsaya da para vermek istemedim.
o gün öyle biterken, pazar günü de oldukça keyifliydi. sevgili Ufuk Kılıç ile birlikte önce Moda’da belediyenin tesislerinde kalamış manzarasına karşı nargile içtim, akabinde güzel bir boğaz turu yaptık. ha bu arada, şu turyol motorları da çok gürültülü oluyor. kafa kazan gibi oldu inene kadar. bambiden yediğim kaşarlı dürümün tadı da hala damağımda :)
pazartesi yine iş başladı. hayat rutin akışına devam etti. pazartesi akşamı astoria alışveriş merkezini gezdim. çok gereksiz olmuş. zaten boştu içerisi. burger king de olmasa aynen çıkacaktım dışarıya. yemeği de orda halledip eve geldim.
şu bloga daha çok zaman ayırmalıyım. güya tasarımda oynamalar yapıp son şeklini verecektim, betalıktan kurtaracaktım. bir de Levent Özen ile giriştiğimiz proje var ki, yakında duyarsınız zaten…
şimdilik hoşçakalın.. 2-3 haftaya kalmaz tekrar yazarım… (resmen vedalaştım lan.. o kadar az yazıyom işte..)
Bu yazının etiketleri:
bambi,
blog,
blogkonferansi,
etkinlik,
galatasaray,
iş,
istanbul,
kumpir,
moda,
nargile,
ödül,
ortaköy,
site
Sayfa başına dön