Mücahit Yılmaz

geliyorum, görüyorum, yenicem.

dertliyim kederliyim

17 Şubat 2008

biraz da içimi dökeyim bloguma. eski usülden devam ederek önce şarkıyı koyalım. onu dinlerken okuyun yazımı. sonra şarkıyı bir kez daha dinleyin. sonra da yazıyı bir kez daha okuyun.

gece saat dört, ankara bembeyaz içim simsiyah. nikotinden değil bu sefer, kederimden. içim sıkılıyor. kemençenin sesine bırakıyorum kendimi, arkadaki tuluma gidiyor içim halbuki.

dertliyim kederliyim
her nedense ağlarım
gülmedim bu dünyada
hem söyler hem ağlarım

evet hiç gülmedim. yalan. gülebilirdim ama ben hep ‘gülmezden’ geldim. her şey iyiydi aslında. yoktu bir derdim. iyi bir ailem vardı, sağlığım yerindeydi. o da pek yerinde sayılmazdı ama elim ayağım tutuyordu çok şükür. okul falan iyi gidiyodu. niye derdim olsundu ki?

düşündüm ve sanırım buldum. gönlüm de gülüyor muydu? o memnun muydu halinden?

üzerine düşeni yapıyordu. karşılıksız ve çok seviyordu. kim olursa. aşık olduğunu da, kardeşim dediği insanı da. peki bu sevgisine karşılık aldı mı? almadı. ama önemi yoktu onun için. çünkü karşılık bekleyerek yapmadı işini. işine olan aşkı yeterliydi. o karşılığını kendi içinde alıyordu zaten.

ama bir sorun vardı. onun bu sevgisinin kıymetini bilmemek bir yana; hor görenler, kullananlar oluyordu. menfaatleri uğruna kullanıyorlardı. yıpratıyorlardı. bazen de sadece değer vermiyor ve umursamıyorlardı ama o gönüle acı verebiliyordu. çünkü alışmıştı artık kendine zarar vermeye. havadan nem kapmak derler ya, öyleydi işte. ona sorunca da şu cevabı verirdi: “hayatta başkasına zarar vermemek için sadece kendime zarar veriyorum.” bu yaptığı iyi miydi kötü mü? bilemiyordu. bilemezdi de. ama bildiği bir şey vardı ki başkasına hiç zararı dokunmadı. kimsenin kılına zarar vermedi.

üzülme sevdiceğim
ben hep böyle ağlarım
yazma ile tükenmez
ha bu benim dertlerim

alıştırmıştı kendini acı çekmeye ya, destek olmak isteyene de sırtını çeviriyordu. elinden tutup ayağa kaldırmak isteyen, onun için bir şeyler yapmak isteyen dostlarını dinlemiyordu. ben hep böyle ağlarım diyor uzanan eli tutmuyordu. sanıyordu ki onlara zarar verecek, kendi derdiyle onları mutsuz edecek. fakat tam tersiydi durum. sevenleri onu mutsuz görüyordu ve daha da mutsuz oluyorlardı. çünkü o gönülün sahibiydi onlar. onların istediği olmalıydı. ve kendine zarar verdikçe onlara zarar vermiş oluyordu. farkedemedi bu gerçeği. devam etti iğneyi de çuvaldızı da kendine batırmaya. kanadı. kanadıkça bitmedi dertler. kanıyla yazdı derdini, bitiremedi.

gökteki yıldızları
sayalım elli elli
bu dünyadan fayda yok
öteki de şüpheli

geceleri uyumuyordum. sabaha kadar duman içinde oturup yıldızları görmeye çalıştım. dumanı çıkaran bendim, dumandan yıldızları göremeyen de. hep yanımda yıldızları beraber sayacağım birisi olsun istedim. göremediğim yıldızları saymaya ortak arıyordum. bulamadım. önce dumanı kovmam, sonra yıldızları saymam gerekirdi. sayamayınca da yardım istemem. sayacak birini o zaman rahatlıkla bulabilirdim. yani kendi isteğimi reddeden yine bendim aslında. her zaman her şey hep bende bitiyordu. tek başımaydım her yerde. hep yalnızlıktan şikayet ettim, kendimi yalnızlığa mahkum eden de bendim.

düşündüm ahireti, Allah’ı (c.c.). O’nun için ne yaptım diye. hiçbişey yapmamışım. kendi dumanımda boğulmaktan, önümü hatta kendimi bile görememişim. dünyam duman altında geçmiş, öteki de alev içinde geçecekti muhtemelen. ne demişler, ateş olmayan yerden duman çıkmaz.

peki yeniden gelsem dünyaya, ya da şıp diye başa dönse her şey. tekrar açsam gözlerimi hayata, değişik olur muydu birşeyler? hayır olmazdı. yine aynı yoldan yürürdüm. çünkü hiç pişman olacağım bir şey yapmadım. hesabımı kul hakkından yana rahat vereceğimi düşünüyorum. ama üstüme düşen şeylerin de hiçbirini yapmadım. o yüzden ateşin göbeğine gideceğimi de biliyorum.

Allah’ım sen bu aciz kulunu affet. sen affedicisin ve bizi yaradan’sın. beni affet…


Benzer yazılar:

17 Şubat 2008 tarihinde, Mücahit adlı yazar tarafından, "dertler", " müzikler" kategorilerinde "", "", "", "", "", "" etiketleriyle yazılmış.
  • Çöllerin seyyahı
    Kardeşim seni tebrik ediyorum, iç aleminde barışıksın, teşhisleri doğru yapmışsın, sonucu ve çözümü bulmuşsun... Sana duacıyım.
    Açılır bir kapı dertlerine derman olacak
    ümidini kaybetmeden aydınlığa bakacak
    acılar bittiğinde geçmişe sayacak
    rabbinde huzur bulup, ona kul olacak... SENSİN
  • burhan B.Ö.F
    arkadaşvallahi bendeki dertler dağlarda olsa yıkılırdı ya bir insanın üzerine bu kadar gelinirmi yeter içmek istiyom onu bile beceremem biliyom
blog comments powered by Disqus
kimim ben?

selam! ben mücahit, 23 yaşında bir bilgisayar mühendisiyim. yeni nesil web uygulamaları ile ilgileniyorum. bir gün istanbul'a kavuşmak hayaliyle samsun'da yaşıyorum. devamı...

takip edin, yetişin!



facebook'ta beğenin!
resmi web sitem

ayrıntılı özgeçmişim, projelerim, portfolyom ve diğer sosyal ağ profillerim:
http://www.mucahityilmaz.com.tr

mücahit'in soulside

(music & video & photo)*blog:
http://mucahit.in

aramaya inanın!

google ile bağlanın
kullanım şartları

Bu sitede (web sayfasında, blogda, weblogda, güncede, günlükte, sahifede, her ne ise işte onda) yer alan tüm içerik bana aittir ve Creative Commons Attribution - Noncommercial 3.0 ( Creative Commons License ) ile lisanslıdır. Bu lisans, kaynak göstermek kaydıyla içeriği istediğiniz gibi kullanabilmenizi sağlar. Tabi bir de lütfedip bana bir mail atarsanız, ya da yararlandığınız yazının pingback adresini kullanırsanız işime gelir. Sizden haberdar olurum. Hakkınızda kötü düşünmem.

Eğer bir motorsanız, yanlış anlamayın arama motoruysanız, sizi ilgilendiren şey şurada: sitemap.xml

tasarım

hele bir bitireyim de tamamını, ayrıntılı bilgi vereceğim. şimdilik bilmeniz gereken temanın neredeyse tamamı bana ait. framework olarak kullandığım tema şu, tepedeki kımıl kımıl şeyin adı da parallax. özel teşekkür: huseyin.im (jquery sensei)