hakkımda sayfamı güncelledim. | "buraların görünümü yakında değişecek! hani beta derler ya ondan ;) - Giriş - Kayıt ol
Ana sayfa İletişim Besleme Wordpress

Mücahit Yılmaz

hayaaat, beni neden yoruyosun?

2. Özgür Yazılım Konferansı

Linux Kullanıcıları Derneği’nin düzenlediği 2. Özgür ı 20-21 Haziran 2008 tarihleri arasında TOBB ETÜ’de yapılacak. Yerel organizasyonunu yöneteceğim etkinliğin programı ise şurada.


Linux ve diğer özgür yazılımlar, son yıllarda dünyasındaki en önemli gelişmelere konu olmakla kalmamış, her sene giderek artan destekçileri, katkıcıları ve kullanıcılarıile ilgi görmeye ve gelişmeye devam etmiştir. Kişisel kullanımının yanında şirketlerin ve özellikle hükümetlerin dikkatini çekmiş, kalitesi, yaşam kalitesini yükseltmesi, geliştirme süreçlerini hızlandırarak maliyetleri düşürmesi ve güvenlik gibi birçok sebeple bu kurumlar özgür ı seçmişlerdir. Ülkemizde de Linux ve Özgür ın tanınırlığı, bilinirliği ve bilgisayar teknolojilerindeki payı her sene giderek büyümektedir.

Dünyada olduğu gibi Türkiye’de de ve kamu başta olmaküzere birçok sektörde çok önemli projelerin düşük maliyetlerle, güvenilir ve etkin olarak gerçekleştirilmesini sağlayan özgür yazılımlar bilgisayar teknolojileriyle iç içe olan bütün kişi ve kuruluşlar için son derece önemli bir fırsat olarak göze çarpmaktadır.

Linux Kullanıcıları Derneği olarak sizleri hem ülkemizin hem de dünya genelinde bilginin paylaşarak çoğaldığı, beraber üretildiği, geliştirildiği bu dünyaya katkı vermeye çağırıyoruz.

Konferansa katılım ücretsizdir.

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Bu yazının etiketleri: , , , , ,

Sayfa başına dön

ne alemdeydim?

yahu çok zaman oldu yazmayalı. ama hiç zaman bulamadım. kısa bir özet geçeceğim yazmadığım zamanda başıma gelenler konusunda.

efendim 11 nisanda Üniversite Lansmanı üniversitemde yapıldı. Yerel organizasyondan sorumluydum, MS Türkiye Genel Müdür Yardımcısı Cemal Akyel’in ifadesiyle, sorunsuz bir şekilde tamamlandı.

12 nisanda Türk Yazarları Buluşmasını gerçekleştirdik sevgili Barış’ın emeğiyle. ayrıntılı bilgiyi Barış’ın sayfasından ve diğer arkadaşların sayfalarından edinebilirsiniz: [1][2][3][4][5][6][7][8][9][10][11]

20 nisanda finallerim bitti. 21 nisanda urfaya gidecektik, iptal oldu. o arada da staj yerimle ilgili bir kaç problem yaşadığım için samsuna da gidemedim ve 1 haftalık sömestr tatilim ankarada boş bir şekilde geçti. gerçi sonunda staj yerim ayarlandı. onunla ilgili yazıyı yarın ilk günümün ardından yazacağım.

zorlu geçen final dönemini atlattım. şimdi 8 ağustosa kadar istanbulda çalışacağım. sevgili elifle aynı şirkette çalışacaktık ama kısmet değilmiş öyle olmadı. şimdi hiç değilse aynı şehirdeyiz. beraber bolca zaman geçireceğiz. gerçi hesapladığım kadarıyla görüşmeyi planladığım kişi sayısı 50 civarında ama bir şekilde olacak artık :)

bu arada istanbuldaki yazarları toplantılarına da katılmaya çalışacağım. bu ankarayı sattığım manasına gelmez. her an ankaraya atlayıp gidebilirim. belki organizasyonunda yer almam ama katılmaya çalışırım.

te böyle efenim. dediğini insanlar günlük yazar, aylık yazıyorum anasını satayım. ama yazıcam artık. istanbulda yazacak şey de bulurum zaten. geçen seneki yazılarımı okuyanlar bilir.

yarın im hakkında birşeyler yazacağım, şimdilik hoşçakalın. hazır istanbuldayken görüşmek isteyen olursa yandaki iletişim formunu kullanabilirsiniz.

hah az daha unutuyordum, ilk defa biri benim ümü yaptı ve beni çok mutlu etti.

te o :
ben ve barış

ve te kaynağı: Gayri Ciddi. bu arada şunu da vurgulamadan geçemeyeceğim ki, abi demişsin bana eyvallah gözümsün, ama 21 yaşındayım :) hayır, tipten yaşlı gözüküyorum o yüzden insanlar yaşlıyım zannediyor. Otopsiraporu’na tekrar çok teşekkür ediyor, sevgilerimi sunuyorum.

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Bu yazının etiketleri: , , , , , , , , , , ,

Sayfa başına dön

yazılım lisanslanmalı mı, patentlenmeli mi?

Bugün de sizlere, eşbaşkanı olduğum Türkiye Bilişim Derneği Gençlik Çalışma Grubu’nun ilk etkinliği hakkında bilgi vereceğim.

Lisanslanmalı mı Patentlenmeli mi?” başlığını taşıyan , Üniversitesi Mithat Çoruh salonunda 21 Mart 2008 Cuma günü gerçekleştirilecek. Linux Kullanıcıları Derneği‘nden ve Microsoft Türkiye‘den birer konuşmacının katılacağı konferansta yazılımların lisanslanmasının mı yoksa patentlenmesinin mi daha uygun olacağı tartışılacak.

Ahmet Yesevi, , Atılım, Başkent, , Gazi, Orta Doğu Teknik ve TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitelerinden öğrencilerin bir araya gelerek oluşturduğu TBD Genç, 26 yaş altında olup bilişimle ilgilenen herkese açıktır. üye olmak isteyenler salonunun önündeki standımıza başvurabilir.

ha unutmadan, etkinliğin web sitesi ve ayrıntılı ulaşım bilgileri şurada

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Bu yazının etiketleri: , , , , , , , ,

Sayfa başına dön

Türk Blog Yazarları Ankara Buluşması

ve beklenen buluşma gerçekleşiyor efendim. istanbulda birkaç kez toplanan Türk Blog Yazarları bu sefer ’da buluşuyor. sevgili Barış Ünver‘in önayak olduğu ve elimden geldiğince yardım etmeye çalıştığım organizasyonumuz 12 Nisan 2008‘de bahçelievler ‘de gerçekleşecek. Özel Seyir Odası‘nda daha önce bir kaç kez arkadaşlarla toplanmıştık. Odayı beğendiğim için kullanmayı önerdim Barış’a, o da kabul etti.

’daki yazarlarının bir araya geleceği, paylaşımlarda bulunacağı ve -inanıyorum ki- dostlukların kurulacağı bir toplantı olacak. yazılarını severek takip ettğimiz blogcuların fiziki bedenlerini de görmüş olacağız :) ve oraya gelenler benim (Barış’ın sandığı gibi) 30-40 yaşında olmadığımı görecekler :)

buluşmaya katılacak olanlar, sayı çıkarmamız ve gelecekleri tespit etmemiz açısından ilgili facebook iventine kayıt yaptırırsa, veya Barış’ın sayfasına yorum yazarak katılacağını bildirirse seviniriz. gelemeyecek olanlar da biz oradayken bize ping atsınlar :)

tekrarlıyorum, yaşasın yazarlığı!!!

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Bu yazının etiketleri: , , , , ,

Sayfa başına dön

dertliyim kederliyim

biraz da içimi dökeyim bloguma. eski usülden devam ederek önce şarkıyı koyalım. onu dinlerken okuyun yazımı. sonra şarkıyı bir kez daha dinleyin. sonra da yazıyı bir kez daha okuyun.

saat dört, bembeyaz içim simsiyah. nikotinden değil bu sefer, kederimden. içim sıkılıyor. kemençenin sesine bırakıyorum kendimi, arkadaki tuluma gidiyor içim halbuki.

dertliyim kederliyim
her nedense ağlarım
gülmedim bu dünyada
hem söyler hem ağlarım

evet hiç gülmedim. yalan. gülebilirdim ama hep ‘gülmezden’ geldim. her şey iyiydi aslında. yoktu bir derdim. iyi bir ailem vardı, sağlığım yerindeydi. o da pek yerinde sayılmazdı ama elim ayağım tutuyordu çok şükür. okul falan iyi gidiyodu. niye derdim olsundu ki?

düşündüm ve sanırım buldum. gönlüm de gülüyor muydu? o memnun muydu halinden?

üzerine düşeni yapıyordu. şılıksız ve çok seviyordu. kim olursa. aşık olduğunu da, kardeşim dediği insanı da. peki bu sevgisine şılık aldı mı? almadı. ama önemi yoktu onun için. çünkü şılık bekleyerek yapmadı ini. ine olan aşkı yeterliydi. o şılığını kendi içinde alıyordu zaten.

ama bir sorun vardı. onun bu sevgisinin kıymetini bilmemek bir yana; hor görenler, kullananlar oluyordu. menfaatleri uğruna kullanıyorlardı. yıpratıyorlardı. bazen de sadece değer vermiyor ve umursamıyorlardı ama o e acı verebiliyordu. çünkü alışmıştı artık kendine zarar vermeye. havadan nem kapmak derler ya, öyleydi te. ona sorunca da şu cevabı verirdi: “hayatta başkasına zarar vermemek için sadece kendime zarar veriyorum.” bu yaptığı iyi miydi kötü mü? bilemiyordu. bilemezdi de. ama bildiği bir şey vardı ki başkasına hiç zararı dokunmadı. kimsenin kılına zarar vermedi.

üzülme sevdiceğim
hep böyle ağlarım
yazma ile tükenmez
ha bu benim dertlerim

alıştırmıştı kendini acı çekmeye ya, destek olmak isteyene de sırtını çeviriyordu. elinden tutup ayağa kaldırmak isteyen, onun için bir şeyler yapmak isteyen dostlarını dinlemiyordu. hep böyle ağlarım diyor uzanan eli tutmuyordu. sanıyordu ki onlara zarar verecek, kendi derdiyle onları mutsuz edecek. fakat tam tersiydi durum. sevenleri onu mutsuz görüyordu ve daha da mutsuz oluyorlardı. çünkü o ün sahibiydi onlar. onların istediği olmalıydı. ve kendine zarar verdikçe onlara zarar vermiş oluyordu. farkedemedi bu gerçeği. devam etti iğneyi de çuvaldızı da kendine batırmaya. kanadı. kanadıkça bitmedi dertler. kanıyla yazdı derdini, bitiremedi.

gökteki yıldızları
sayalım elli elli
bu dünyadan fayda yok
öteki de şüpheli

geceleri uyumuyordum. sabaha kadar duman içinde oturup yıldızları görmeye çalıştım. dumanı çıkaran bendim, dumandan yıldızları göremeyen de. hep yanımda yıldızları beraber sayacağım birisi olsun istedim. göremediğim yıldızları saymaya ortak arıyordum. bulamadım. önce dumanı kovmam, sonra yıldızları saymam gerekirdi. sayamayınca da yardım istemem. sayacak birini o zaman rahatlıkla bulabilirdim. yani kendi isteğimi reddeden yine bendim aslında. her zaman her şey hep bende bitiyordu. tek başımaydım her yerde. hep yalnızlıktan şikayet ettim, kendimi yalnızlığa mahkum eden de bendim.

düşündüm ahireti, Allah’ı (c.c.). O’nun için ne yaptım diye. hiçbişey yapmamışım. kendi dumanımda boğulmaktan, önümü hatta kendimi bile görememişim. dünyam duman altında geçmiş, öteki de alev içinde geçecekti muhtemelen. ne demişler, ateş olmayan yerden duman çıkmaz.

peki yeniden gelsem dünyaya, ya da şıp diye başa dönse her şey. tekrar açsam gözlerimi hayata, değik olur muydu birşeyler? hayır olmazdı. yine aynı yoldan yürürdüm. çünkü hiç pişman olacağım bir şey yapmadım. hesabımı kul hakkından yana rahat vereceğimi düşünüyorum. ama üstüme düşen şeylerin de hiçbirini yapmadım. o yüzden ateşin göbeğine gideceğimi de biliyorum.

Allah’ım sen bu aciz kulunu affet. sen affedicisin ve bizi yaradan’sın. beni affet…

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Bu yazının etiketleri: , , , , ,

Sayfa başına dön