süper ama berbat meslek: “internet giriÅŸimcisi”
Burak Büyükdemir yazmış, önce onu okuyun. o yazıya yorum yapacaktım, konu özele kayınca burada yayınladım. gidin yazıyı okuyup gelin :)
bu konuda bir yazı blogumda taslaklarda bekliyordu, tamamlamamıştım. buradan paylaşayım ben de kafamdakileri.
tespitler harika. ki zaten çoğu zaman karşılaştığımız mevzular. insanlara ne yaptığımızı anlatmak oldukça zor. işte bu yüzden bilgisayar mühendisliği okuyorum ben. biraz açayım..
çocukluÄŸumdan beri bu iÅŸi yapmak istiyorum. bilgisayar ile ilgili birÅŸeyler yapmak, ‘büyük adam olmak‘ istiyordum. ama bunu insanlara anlatmanın zor olacağının da farkındaydım. özellikle lise çağına geldiÄŸimde insanlar elle tutulur bir meslek görmek istiyor. sınav sonuçları açıklandığında ÅŸehrin muhtelif yerlerine asılacak dershane reklamlarına koyabilecekleri bir isim, bir üniversite, bir meslek istiyorlar. ailelerimiz de keza öyle.
ama haklılar da bir yerde. hani çocuklar oynarken bağıran anneler vardır, ‘oÄŸlum düşersin bir yerini kanatırsın’ vs. bu da onun gibi bir ÅŸey. zamanında çok zorluklar çekmiÅŸlerdir, bizim çekmemizi istemezler. sıkıntı yaÅŸayacağına bir okulu bitir, elinde maaÅŸ olsun. hele anne baba memursa tamam zaten..
biz ne yapıyoruz, cengaverlik yapıyoruz. kanımız yerinde durmuyor. giriÅŸmek istiyoruz. baÅŸarılı olmak istiyoruz. bir yandan kendimizi geliÅŸtirerek altyapı oluÅŸturuyor, bir yandan da fikirler üretiyor, dünyayı deÄŸiÅŸtirebileceÄŸimize gönülden inanıyoruz. ben yapabilirim mesela. çok ciddiyim. çok baÅŸarılı olabilir, Times’a kapak olabilirim. dünya beni konuÅŸuyor olabilir. hatta 2-3 sene içinde de olabilir bu. yeter ki isteyeyim. aksini iddia eden?
bu durumun böyle olacağını size mevcut eÄŸitim sistemi öğretiyor. iyi bir üniversite için iyi bir lise kazanmak gerekiyor. ben de bu sisteme kurban olmadan, ama kurallara göre oynayarak ilerlemeye çalışıyorum. çok şükür Allah’a, fen lisesi okudum, bilgisayar mühendisliÄŸi kazandım. bursu kestirmesem çok da sorun olmazdı aslında ama öyle de bir kaza oldu. neyse, ÅŸunu diyeceÄŸim; madem giriÅŸimci olmak istiyorum; 1-2-3-5-10-20-100(oha) milyar maaÅŸa kanaat etmek istemiyorum, kendi iÅŸimi kurmak istiyorum, giriÅŸimci olup çok baÅŸarılı olmak istiyorum. ailemin desteÄŸine de ihtiyacım var neticede, onlarsız kimse bir ÅŸey yapamaz. hiç umursamasalar yapılır da, bizi böyle düşünen ailemiz varsa onlarsız yapılamaz. yani evladını koruyon kollayan, onun iyiliÄŸini düşünen bir aileye sırt çevirmek olmaz. iÅŸleriniz rast gitmez.
baktım olaylar böyle geliÅŸecek, üniversitemi seçerken mükemmel bir fırsatla karşılaÅŸtım. bölüm zaten bilgisayar mühendisliÄŸi olacaktı, 18 tercihin 17si o yöndeydi ve 30 puan altıma kadar yazmıştım. öss günü gazetelerde üniversitemin ilanını gördüm. giriÅŸimci yetiÅŸtirmek istedikleri yazıyordu. tamam dedim ben buraya gidiyorum. hiç öğrencisi yoktu, ilk defa alıyordu. araÅŸtırdığımda hala ÅŸantiye halinde olduÄŸunu gördüm. nitekim ilk seneyi de ÅŸantiyede okuduk. ama geriye dönüp baktığımda çok memnunum. 4. sınıfa geçiyorum, kafamdaki fikri bitirme projesi olarak kabul ettiler, ihtiyaçlarımı da karşılayacaklarını taahhüt ettiler. yani yatırımcıya gerek kalmadı. iÅŸ bana düştü, çalışıp projemi gerçekleÅŸtirmem gerekiyor. ondan önce de 3. sınıfta aldığımız ‘giriÅŸimcilik ve liderlik‘ dersinde kağıt üzerinde ÅŸirket kurmamız istendi. fikri ortaya koyup karlılık oranını hesaplattılar. aynı fikri orada da kullandım. o dersin hocası da fikri beÄŸendi ve bana baÅŸarılar diledi.
okulu ikna ettiğim bu girişimcilik projesini ailemle paylaştığımda ise tatminkar bir cevap alamıyorum. bana o kadar inanmıyorlar. hele ki burs kaybeden ve alttan dersi olan bir öğrenci olduğumu da göz önünde bulundurursak, haklılar da. projeyi aileme de kabul ettirebilmek için bitirme projesi olarak okula sundum. ama şöyle bir bakış açıları var, projesini yapamasa da, girişimci olamasa da hiç değilse bilgisayar mühendisi olacak. öyleyken de aç - açıkta kalmaz heralde diyorlar. hatta sonuçta bilgisayar mühendisi olacağım diye derslerim iyi olsun istiyorlar ve projeden ziyade derslere odaklan diyorlar.
burak yazıda demiÅŸ ya, ilgili kiÅŸilerden önemli fikirler alın, gerisini çok da önemsemeyin diye; tunç abiyle aramda geçen diyaloga istinaden yazdığım yazı çevremdeki insanların oldukça tepkisini çekti. neden umursuyorsun dediler. diyemedim ki seni önemsemiyorum, onu önemsiyorum diye.. çünkü beni anlayabilecek olan ve yapıcı eleÅŸtiride bulunabilecek olan kiÅŸi oydu. adam ‘fikir atölyesi 2.0‘. baÅŸkası dese tekme tokat saldırırdım muhtemelen. ama bu ağır sözler, benim için çok yapıcı bir eleÅŸtiriydi.
cuma akÅŸamı sinan ata’nın organizasyonuyla, ‘web gençliÄŸi buluÅŸması‘ adı altında bir grup arkadaÅŸ ile toplandık. orada ise daha yolun başında ama çok yol almış kiÅŸiler vardı. daha 17-23 yaÅŸ aralığında ama eskiden beri bilgisayarla haşır neÅŸir olmuÅŸ, çeÅŸitli giriÅŸimlerde bulunmuÅŸ bu kiÅŸiler genel olarak, ‘istersek yaparız, yeter ki giriÅŸimcilik olsun içimizde‘ diyorlardı. orada pek konuÅŸmadım çünkü konuya pek uymuyordum. o insanlarla giriÅŸimlerimiz adına vazgeçtiÄŸimiz ÅŸeyler farklıydı. onlar yeri gelince okuldan, yeri gelince paradan, ya da daha baÅŸka ÅŸeylerden vazgeçmiÅŸlerdi. ben ise en deÄŸerli ÅŸeylerden vazgeçmiÅŸtim. benzer ülkülerle yürüdüğümüz hayat yolunda gençliÄŸimden, çocukluÄŸumdan vazgeçmiÅŸtim. ilkokul, ortaokul ve lise yıllarım ders ve sınav kitaplarının arasında geçti. lisede bilgisayardan vazgeçtim, bilgisayar mühendisi olmak için. daha ötesi var mı?
ben giriÅŸimi mektebiyle yapmak istedim. ÅŸimdiye kadar tüm hedeflerime ulaÅŸtım. bazen istediÄŸim ÅŸekilde olmadı ama Allah’ın sevgili kuluymuÅŸum ki daha hayırlıları oldu. hem de baÅŸardığım ÅŸeylerde (baÅŸarana kadar onları üzsem de) ailemi de sevindirdim. ÅŸu anda sıkıntı çekiyorum, ama aÅŸmama az kaldı. hem ailemi hem de kendimi mutlu edeceÄŸime inanıyorum.
okulda aldığımız giriÅŸimcilik ve liderlik dersine bir hafta Dr. M. Sani Åžener bey katılmıştı. kendisi ilk havalanı özelleÅŸtirmesiyle giriÅŸimini gerçekleÅŸtirmiÅŸ, ÅŸu anda dünya üzerinde 15+ havaalanının ve hizmet ÅŸirketlerinin (havaÅŸ vb.) sahibi olan TAV Holdingin CEO’su. yaptığı konuÅŸmasındaki sözü beni çok etkilemiÅŸti. ilk havalanı ihalesine girerken o konuda pek bilgi sahibi deÄŸilmiÅŸ. elinde öyle diÄŸer ihaleye giren ÅŸirketler gibi nakit de yokmuÅŸ. gitmiÅŸ bankaya, bu ihale için kredi istemiÅŸ. banka vermemiÅŸ, çünkü güvenememiÅŸ. sonuçta çalışıp çabalayarak bu günkü konuma gelmiÅŸ. bize konuÅŸmada şöyle dedi: “fikrinizi gerçekleÅŸtirmek için paraya ihtiyacınız var ve kendinize güveniyorsunuz. gidip bankadan kredi istiyorsunuz. eÄŸer size kredi vermezlerse, bilin ki o fikir para yapacaktır.”
bunun bir çok örneÄŸi var. yakın tarihli ve çarpıcı bir örnek; Turkcell’i kurmak isteyen kiÅŸiler Sabancı’ya gidince geri çevriliyorlar. “neden herkes üzerinde telefon taşısın ki?” cevabını alıyorlar. rahmetli Sakıp AÄŸa ölmeden önceki son zamanlarında sorulan “hiç piÅŸman oldunuz mu?” sorusunun üzerine, ÅŸu cevabı veriyor: “olmam mı, gsm sektörü ellerimden kaydı gitti. onu ben ittim. bu en büyük hatamdır”. sonrasında aynı kiÅŸiler Kara Mehmet’e gidiyor, o da fikirlerini kabul ediyor ve ÅŸu andaki halini biliyorsunuz zaten. Kara Mehmet’in buradaki özelliÄŸi ise, sunulan fikirleri beÄŸeniyle dinlemesi ve yeri geldiÄŸinde yatırımda risk almaktan çekinmemesi. ÅŸimdi Sabancı Telekom nerede, Turkcell nerede?
yani fikir iyi olduktan sonra, insan onu gerçekleştirmek istedikten sonra, engellerin önemi yok.
son yazılarımda biraz beylik laflar etmiş olabilirim, hatta tabirinin caiz olduğundan şüphem olmayacak bir biçimde dile getirecek olursam, artistlik yapmış da olabilirim. huyum kurusun..
ama başarı hikayelerini okuyan, başarısızlık hikayelerini canlı gören biri olarak, daha büyüğünü yapmaya çalışıyorum. başarılı olduktan sonra nasıl yaptığımı anlatmak yerine, başarılı olma sürecini canlı canlı anlatıyorum. sonuçta başarısız olmamın hiç bir önemi yok. aldığım riskler bana keyif veriyor ve benden bir şey almasına izin vermiyorum. (ne de olsa sonuçta bilgisayar mühendisi olacağım ya hani :) ) kendime güveniyorum, engelleri aşmaya çalışıyorum. amacıma giden yollar değişse de, bazen bataklıktan bazen kendinden yürüyen bantlardan geçse de amacıma bir şekilde ulaşıyorum. duamı eksik etmiyor, daha çok çalışmaya çalışıyorum.
bu blogu takip ederek bu hikayeyi izleyebilirsiniz. tekrarlıyorum ki hikayenin en heyecanlı yerindeyim. sonuçları gördüğünüzde mücahit demişti bak gerçekmiş de diyebilirsiniz, zaten belliydi adam söylüyordu da diyebilirsiniz. ya da o kadar anlattı fıs çıktı da diyebilirsiniz. ama bu risktir. ben bu riski alıyorum. çünkü kendime güveniyorum.
kız isterken en kötü ihtimalle bilgisayar mühendisi derler, iyi ihtimalle de projemin adını söylemeleri yeterli olur. muhtemelen tüm dünya duymuÅŸtur. hatta o zaman bilgisayar mühendisi olduÄŸumdan bahsedilmez bile…
bu yazıyı yazarken ne tesadüftür ki tv’den kulağıma çalınan ÅŸarkı sözlerini de verip bitiriyorum.
“sen boÅŸver onları uç kelebek, onların ruhu böyle rengarenk deÄŸil ki” nev - kelebek
“sen seç kendi hayatın, lallaalalalalaaa, her kes bir ÅŸey söyler, sen kalbini dinle.” emre altuÄŸ - hatırlamıyorum.
Bu yazının etiketleri: ailem, alt yap?, a?k, ben, bilgisayar mühendisli?i, blog, burs, CEO, Emre Altu?, engel, fen lisesi, fikir, giri?imcilik, hata, hayat, hedef, hikaye, holding, i?, kredi, memur, Nev, para, proje, Sabanc?, ?ark?, s?nav, ?irket, TAV, Times, Turkcell


