hayaaat, beni neden yoruyosun?
Mücahit yazar kişisi, 13 Haziran 2008 10:50 zamanında yazmış.
Kategorileri: alışveriş, internet
Kalıcı bağlantı - Yazıcı dostu görünüm
her gün olduğu gibi bugün de FiyatTakip‘e bakıyım dedim. hemen akabinde de vay anasını dedim.
bildiğimiz gibi her gün bir ürün satan bir çok site var. ilk uygulayanlar bildiğim kadarıyla indragandi ve ben de istiyorum‘du. sonra her popüler site örneğinde olduğu gibi klonları çıktı. hepsini takip etmek zorlaşınca da uyanık birileri fiyattakip.com’u açtı ve hiç ürün satmadan bu işten para kazanmaya başladı.
piyasa bu kadar kızışmışken bugün çok ilginç bir şey oldu. ucuzteklif kendi kodunu satışa çıkardı. sadece 3 kişiye satacağını bildirdiği sitesine 981 YTL fiyat biçmiş. dışarıda ise yaklaşık 4200 YTL’ye mal olacağını söylemiş.
piyasa ve rekabet açısından bakınca çok ilginç bir örnek olacak. zaten bir sürü klon çıkarken, adamların kendi klonunu oluşturması fikri çok radikal.
hani bazen aynı anda ilana çıkarılan ürünleri gördüğüm oluyordu, ne güzel işte rekabet ediyorlar diyorduk, yerine göre alışverişimizi yapıyorduk. şimdi ise çok acayip bir rekabet örneği görüyoruz.
takdir ediyoruz…
Bu yazının etiketleri:
ben de istiyorum,
her gün bir ürün,
indragandi,
klon,
para,
rekabet,
site,
ucuz teklif
Sayfa başına dön
Mücahit yazar kişisi, 4 Haziran 2008 10:22 zamanında yazmış.
Kategorileri: blog, derdimi döküyorum
Kalıcı bağlantı - Yazıcı dostu görünüm
her şey 4 yıl önce kazandığım üniversitemin bana dizüstü bilgisayar vermesiyle başladı. hemen msn olayına ilhâk ettik herkes gibi. sonra msn amca sağolsun spaces adını verdiği boş yerler verdi bizlere ki dolduralım. ona da başladık hemen tabii. içimizde var blogculuk. ki o zamanlar da yaklaşık ayda bir yazardım :)
bir süre sonra -ki bu birinci sınıfın sonlarına denk gelir- dertlendikçe içimi dökmeye başladım. babam da okumaya başladı. msn messengerda adımızın yanında parlayan zamazingolar var ya, onlara basmış olmalı babam. sonra baktım okuyor, arayıp birşeyler soruyor. dedim ki bu böyle olmayacak, spacede nasıl adam engellenir onun yollarını aramaya başladım. bu da msnin sosyal ağlaşma dönemine denk geldi. sadece izin verdiğim kişilerin görebilmesini amaçlayacakken salak gibi 200 kişiye “Mücahit seninle arkadaş olmak istiyor!” başlıklı mailler gönderdim. daha doğrusu yetki verdiğim kişilere mail atıyormuş kendisi. insan uyarır değil mi? kaç kişi geldi bana “zaten arkadaş değil miyiz?” diye. ayrıca muhabbet etmediğim, hoşlaşmadığım ama msn listemde bir şekilde bulunan insanlara da gitti o mail. zamanında baya sövmüştüm.
senelerden geçen sene de kendi domainimi aldım. stajda müdürüm Fuat Bey web 2.0 ı araştır dedi. o gün milat oldu. hayatımın kalan kısmını üzerine kurmaya çabaladığım uğraşım, zevkim oldu. kendi sitemi kurdum ve derhal wordpress kurarak blogumu devam ettirdim. wordpressten önce, staja başlarken blogspot denemem de oldu tabii ki. ama wordpress daha çok hoşuma gitti.
derken googleda da çıkmaya başladı mucahityilmaz.com. babam da düzenli aralıklarla adımı aratıyordu sanırım ki çok uzun sürmeden buldu. sonra telefon konuşmalarımızda bahsetmeye başladı. hayatımı bir şekilde takip ediyorlardı. ve ben nedense istemiyordum. bütün dünya okusun ama anam babam okumasın. sırf onlar okumasın diye yazmadığım zilyonlarca şey vardır.
e şimdi nerede kaldı web 2.0? hani nerede paylaşmak? paylaşırken adam kayıracak mıyız? facebook profilim facebooka üye olan herkese açık mesela. yurttaki oda numarama kadar. her yerde her şeyi paylaşıyorum da, anam babam niye mahrum kalsın?
şimdi şu sayfanın tepesinde “anne ben manyak oldum” yazıyor ya, annem aradı, sordu ne ayaksın diye. bir daha düşündüm, kendi maaşımla aldığım domain ve hostingdi. yani külliyen benim çöplüğümdü. ailem dahil kimseye hesap vermek zorunda değildim (Türk Telekom hariç, büyüksün abi..). o zaman istediğimi yazarım diye düşündüm.
istediğimi zaten yazarım da, yazdıklarım bana yol, köprü, baraj, bantgenişliği olarak geri döner mi? mesela arada bir cümlede küfür ettim diyelim. annem diyecek ki, “bey, bak bizim oğlan terbiyesiz olmuş!”. telefonda da fırça falan.. halbuki yaş 21 olmuş. doğrudan bir kişiye de sövmem kolay kolay. araya iki bok katsak ne olacak? kötü olacak. kaldı ki saygı denen de birşey var. anamın babamın yanında nasıl kötü konuşmuyorsam burda da konuşmamak gerekir mi? bu kontürpiyeyi hala çözemedim.
şöyle düşüneyim, burası benim takıldığım yer ve onlar buraya ziyarete geliyor. misafir umduğunu değil bulduğunu bulur. neysek oyuz. hatta belki de iyi bile olur. halimden vaziyetimden pek de haberleri yok zaten. çevremin genişliğinden, becerilerimden vesaire haberleri de yok. biraz da onları görmüş olurlar. ha bazen de kötü şeyler görecekler belki ama dediğim gibi, burası benim takıldığım yer. şu dünyada sadece benim olan tek yer belki de. o yüzden rahat olmalıyım.
gerçi artık blogları şirketlerden de okuyanlar oluyor. envai çeşit kariyer sitesindeki cvlerimde de yazıyor adresim. mesela blog konferansında M. Nuri Çankaya takip ettiğini belirtmişti (merhaba hocam! :) ). onlar için kötü bir izlenim olur mu diye de düşündüm, hayır hiç alakası olmamalı. “neysek oyuz” dedik ya, daha bile iyi böylesi. yapmacık bir şekilde sadece teknolojiden şundan bundan yazsam, beni tanımalarını sağlamaz ki bu blog.
hüzünlenince burada ağlarım, sevinince burada kutlarım, kızınca burada söverim, mesleğimle alakalı vaziyetleri buradan bildiririm. blog dedikleri böyle birşey değil mi?
bakın Barış Ünver‘e, adam hayatını saat saat yazdı, en iyi kişisel blog ödülünü aldı. her gün bir dünya ziyaretçisi var (şu çinlilerle caponların toplu olayına geliyo çoğu ama olsun :) ). adam teşhirci ama rankingler onda :) Nahnu dedi ki (yine blog konferansında) ben kafamdakini yazarım, wolkanca dedi ki o zaman para kazanamazsın. ama en iyi 2. kişisel blog olursun. bu işler böyle. ne kariyer manyağıyım, ne başkasını kandırırım (yazan kandırmış olmaz, söz meclisten dışarı. ben öyle hissederim sadece.). ben böyleyim.
neysem, oyum!
Bu yazının etiketleri:
annem,
aşk,
babam,
ben,
blog,
dert,
facebook,
google,
hayat,
iş,
küfür,
messenger,
msn,
ödül,
site,
spaces,
web 2.0
Sayfa başına dön
Mücahit yazar kişisi, 13 Mayıs 2008 12:01 zamanında yazmış.
Kategorileri: bilişim, etkinlik, iş hayatı
Kalıcı bağlantı - Yazıcı dostu görünüm
yahu şu Blog Konferansı‘na ve Blog Ödülleri törenine katıldım da, utandım vallahi. orada o kadar insan tanıyorum. çoğu da beni tanıyordu. ama ben 2-3 haftada bir yazıyorum. hoş olmuyor böyle. daha sık yazmak lazım.
o zaman birkaç kelam edeyim madem. öncelikle Eray Endeş‘i ve Mehmet Nuri Çankaya‘yı tebrik ediyorum. gerçekten başarılı bir organizasyondu. ilk olması açısından gayet tatmin ediciydi. bir tek ödüller fasondu, ama önümüzdeki yıllarda o mevzunun da çözüleceği inancındayım. hemen akabinde Barış Ünver‘i, Volkan Yılmaz‘ı, Erhan Yakut‘u, Hakan Demiray‘ı, Bünyamin Ayar‘ı ve Okan Yüksel‘i aldıkları ödüllerden ötürü tebrik ediyorum. Okan’ınki hariç zaten takip ettiğim bloglardı ve bu kategorilerde ödül almayı hakettiklerine inanıyordum. Okan’la da konferansta tanıştık. konferanstan sonra da Okan, Levent Özen ve hüseyinle birlikte ortaköyde kumpir yiyip çay içerekten sarı kırmızı boğaz köprüsü izledik (birazdan geleceğim o konuya da). Volkan Yılmaz’la (nam-ı diğer wolkanca) ilk kez karşılaşmıştık o da güzel oldu. bilahare bir akşam kendisiyle nargile içmek de isterim ki bunu ona da söyleyeceğim zaten.
hah az daha unutuyodum, Tunç Kılınç, süper adamsın. İlk fırsatta üniversitemde bir söyleşiye katılması için çabalayacağım. oturum yönetme tarzı da çok hoşuma gitti, yapacağım etkinliklerde hep aklımda olacak.
evet o akşam Galatasaray da şampiyon oldu. fenerin yenilmesi ve beşiktaşın 10 dakikada 4 gol atması şaşırtıcıydı. maça gidecektim normalde, ama hem işteyken bilet alamadım, hem de zaten 25.000 kişilik stadda 300.000 kişi bilet almaya çalışmış. zaten alamazmışım. karaborsaya da para vermek istemedim.
o gün öyle biterken, pazar günü de oldukça keyifliydi. sevgili Ufuk Kılıç ile birlikte önce Moda’da belediyenin tesislerinde kalamış manzarasına karşı nargile içtim, akabinde güzel bir boğaz turu yaptık. ha bu arada, şu turyol motorları da çok gürültülü oluyor. kafa kazan gibi oldu inene kadar. bambiden yediğim kaşarlı dürümün tadı da hala damağımda :)
pazartesi yine iş başladı. hayat rutin akışına devam etti. pazartesi akşamı astoria alışveriş merkezini gezdim. çok gereksiz olmuş. zaten boştu içerisi. burger king de olmasa aynen çıkacaktım dışarıya. yemeği de orda halledip eve geldim.
şu bloga daha çok zaman ayırmalıyım. güya tasarımda oynamalar yapıp son şeklini verecektim, betalıktan kurtaracaktım. bir de Levent Özen ile giriştiğimiz proje var ki, yakında duyarsınız zaten…
şimdilik hoşçakalın.. 2-3 haftaya kalmaz tekrar yazarım… (resmen vedalaştım lan.. o kadar az yazıyom işte..)
Bu yazının etiketleri:
bambi,
blog,
blogkonferansi,
etkinlik,
galatasaray,
iş,
istanbul,
kumpir,
moda,
nargile,
ödül,
ortaköy,
site
Sayfa başına dön
Mücahit yazar kişisi, 27 Nisan 2008 21:08 zamanında yazmış.
Kategorileri: blog, dostlarım, etkinlik, gezi, iş hayatı
Kalıcı bağlantı - Yazıcı dostu görünüm
yahu çok zaman oldu yazmayalı. ama hiç zaman bulamadım. kısa bir özet geçeceğim yazmadığım zamanda başıma gelenler konusunda.
efendim 11 nisanda Microsoft Üniversite Lansmanı üniversitemde yapıldı. Yerel organizasyondan sorumluydum, MS Türkiye Genel Müdür Yardımcısı Cemal Akyel’in ifadesiyle, sorunsuz bir şekilde tamamlandı.
12 nisanda Türk Blog Yazarları Ankara Buluşmasını gerçekleştirdik sevgili Barış’ın emeğiyle. ayrıntılı bilgiyi Barış’ın sayfasından ve diğer arkadaşların sayfalarından edinebilirsiniz: [1][2][3][4][5][6][7][8][9][10][11]
20 nisanda finallerim bitti. 21 nisanda urfaya gidecektik, gezi iptal oldu. o arada da staj yerimle ilgili bir kaç problem yaşadığım için samsuna da gidemedim ve 1 haftalık sömestr tatilim ankarada boş bir şekilde geçti. gerçi sonunda staj yerim ayarlandı. onunla ilgili yazıyı yarın ilk işgünümün ardından yazacağım.
zorlu geçen final dönemini atlattım. şimdi 8 ağustosa kadar istanbulda çalışacağım. sevgili elifle aynı şirkette çalışacaktık ama kısmet değilmiş öyle olmadı. şimdi hiç değilse aynı şehirdeyiz. beraber bolca zaman geçireceğiz. gerçi hesapladığım kadarıyla görüşmeyi planladığım kişi sayısı 50 civarında ama bir şekilde olacak artık :)
bu arada istanbuldaki blog yazarları toplantılarına da katılmaya çalışacağım. bu ankarayı sattığım manasına gelmez. her an ankaraya atlayıp gidebilirim. belki organizasyonunda yer almam ama katılmaya çalışırım.
işte böyle efenim. blog dediğini insanlar günlük yazar, ben aylık yazıyorum anasını satayım. ama yazıcam artık. istanbulda yazacak şey de bulurum zaten. geçen seneki yazılarımı okuyanlar bilir.
yarın işim hakkında birşeyler yazacağım, şimdilik hoşçakalın. hazır istanbuldayken görüşmek isteyen olursa yandaki iletişim formunu kullanabilirsiniz.
hah az daha unutuyordum, ilk defa biri benim karikatürümü yaptı ve beni çok mutlu etti.
işte o karikatür:

ve işte kaynağı: Gayri Ciddi. bu arada şunu da vurgulamadan geçemeyeceğim ki, abi demişsin bana eyvallah gözümsün, ama ben 21 yaşındayım :) hayır, tipten yaşlı gözüküyorum o yüzden insanlar yaşlıyım zannediyor. Otopsiraporu’na tekrar çok teşekkür ediyor, sevgilerimi sunuyorum.
Bu yazının etiketleri:
ankara,
ben,
blog,
elif,
gezi,
iş,
istanbul,
karikatür,
microsoft,
sınav,
site,
türk blog yazarları
Sayfa başına dön
Mücahit yazar kişisi, 13 Şubat 2008 19:57 zamanında yazmış.
Kategorileri: blog
Kalıcı bağlantı - Yazıcı dostu görünüm
evet, çooook uzun bir aradan sonra tekrar yayına soktum sitemi. hosting ile baya cebelleştim. hatta o sırada bu domainin uzantısıyla kullandığım maillerime de erişemedim. en sonunda dayanamayıp yeni bir hosting satın aldım. en azından bir sene daha hayırlısıyla sitem yayında olacaktır. benden tavsiye, tanıdık resellerdan site almayın. sıkıntı olunca çaresiz kalabiliyorsunuz.
neyse efendim. yandaki menüde de anlattığım gibi, tasarımı Qwilm! teması üzerinde yaptığım değişikliklerle gerçekleştirdim. firefox ile sorunsuz çalışıyor. ie7 ile bazı margin ve padding sorunları haricinde sorun çıkartmıyor. opera ve safari ile denemedim bilahare bakarım. ama benim için önemli olan zaten firefox ile çalışması. gerisini çok da umursamıyorum açıkçası.
bu arada daha tasarım ve eklentilerin yüklenmesi daha tamamlanmadı, siz bu ‘beta’ halini gezerken ben bir yandan o özellikleri de tamamlıyor olacağım. hani hata falan verirse tırsmayın, bi derin nefes alıp f5′e basın. yine düzelmezse bana bir mail atıverin.
şimdi gelelim içeriğe, efendim bu bir blog olmaya devam edecek. nedir bir blog var mı tanım yapacak olan? istediğiniz tanımı yapın siz. aynen öyle bir içeriğe sahip olacak. yani kafama ne eserse onu yazıcam. zaten site benim değil mi? istediğimi yazarım. bu konuda kendime örnek aldığım bloglar Nahnu, wolkanca - Lan Blog ve Beyn‘dir. tarzları ve rahatlıklarından dolayı bu blogları seçtim. uzun zamandır blog camiasını da takip edemiyordum pek fazla. google reader’ımda 3000′den fazla yazı birikti. ilk fırsatta onları da okuyup gündemi yakalayacağım inşallah.
blogumu açtıktan sonra 7 ay yazabildim. sonra malesef 5 aylık bir durgunluk sözkonusu oldu. ve tam 1. yaşında yeniden doğmasını sağlamak gerçekten beni sevindiriyor. eski okurlarımı geri kazanmak isterim elbette fakat okuyan okur okumayan okumaz banane :)
bu ilk yazımı okuduğunuza göre muhtemelen bundan sonrakileri de okursunuz. başarılarımın ve yorumlarınızın devaımı diliyorum, esen kalın…
Mücahit.
Bu yazının etiketleri:
açılış,
blog,
site
Sayfa başına dön