Mücahit Yılmaz

geldim, görüyorum, yenicem.

Hayat Yolu

27 Haziran 2009

sıkıntıdayım yine bu aralar. zor gü…

tamam, durdum. bu sefer yapmayacağım. yazıya böyle başlamayacağım. son 1 yıldır böyle başlıyorum çünkü son 3 yıldır sürekli sıkıntı çekiyorum.

ama son 3 yıldır, hatta kafamın çalıştığı son 15 yıldır hiç vazgeçmediğim, yılmadığım tek şey bu değil.

hala ilk günkü heyecanla hedefime ulaşmak için çalışıyorum. çabalıyorum. elimden geleni yapıyorum. bazen çok bir şey gelmiyor, oyalanabiliyorum ama sürekli mücadele veriyorum. hayattaki hedefime giden yolda belirlediğim ara hedeflere ulaşmak için de çok çalışıyorum. beni çok yakından tanıyanlar hiç bir şey için çalışmadığımı, çok tembel olduğumu düşünürler. çok iyi tanımayan, gıyaben hakkımda fikri olanlar ise çok azimli olduğumu düşünürler. gerçek şu ki, (hani filmlerde olur ya ikinci esas karakter birinci esas karaktere doğru bir bakış atar ve der: “the truth is; …”) ikisi de değilim.

evet ben birinci karakter değilim. bu yazıyı okuyanlar, bana sevgi ve saygı duyanlar, bana yardım edenler, bana küfür edenler, beni sevmeyenler, bu yazıyı okumayanlar benim hayatımdaki birinci karakterlerdir. çok arkadaşıma öğrettim “her şeyden önce ben” demeyi. ama hiç demedim.

çünkü hayallerime giden yolda başkalarının hayallerini gerçekleştirmesine yardım etmek beni motive etti. bu enerjiyle durmadan mücadele edebildim. ve hala ediyorum. yaşım ilerledikçe sorunlarım da artıyor, çevremdekilere olan etkim de. ama yolculuk devam ediyor.

ve bugün bir kırmızı ışıkta daha bekliyorum. üniversite bitti ve iş arıyorum. bir pozisyona başvurdum, 2 tur mülakata girdim. ilki 1 saat sürdü, ikincisi 8 dakika. muhtemelen sonucu baştan belliydi 2. turun. az da olsa umudum var, çünkü o işin en iyilerinden biriyim. severek yapabileceğim, en iyi bildiğim iş ve beni en çok mutlu edecek ortam…

peki bunları neden yazıyorum, konu nereye gidecek?

dediğim gibi yolculuğumda bir trafik ışığının önünde bekliyorum. her türlü yeşil ışık yanacak. bu işe beni alsalar da, almasalar da.. yolculuk devam edecek. bu ışık bir kavşakta değil. düz yolun ortasında. yayaların düğmesine basarak 10 saniye sonra geçmesine imkan veren düz yol ışıklarından biri. yolun sonunda hayallerim var. yoldan sapma imkanım yok. bu işe başvuru süreci beni bir an olsun durduracak ve nerede olduğumu bir kez daha farkettirecek. yaptığım yolculukta geride kalan mesafenin muhasebesi için bir fırsat. Steve Jobs’un deyimiyle, yeniden başlamanın rahatlığı. doğru yolda olduğumdan emin olabilmem için önüme çıkan bir nimet. ve önümden geçen yayalar hayatımdan geçen insanlar. hepsi benim için iyisiyle kötüsüyle birer tecrübe. bazen umut, bazen hüsran. hangisi olduğu kaderimde yazılı, bir blog yazısında değil elbette…

arabama binecek kadar yakınımda olanlar bu tecrübelere şahit oluyorlar. bir yandan da arabanın hantallığından yakınıyorlar. arabamla önünden geçtiklerim ise beni hiç durmadan hayaline doğru giden bir gezgin olarak görüyorlar. ben ışıkta durunca uzaktan bakanların umudu kırılıyor, arabadakiler umutlanıyor; ben yoldayken uzaktakiler umutlanıyor, arabadakiler ümidini yitiriyor.

gerçek şu ki, bu yolculuk her iki tarafa rağmen, devam ediyor…

şimdi sizin kafanızda iki soru var. birincisi madem önce ben değil, neden yazıda bu kadar çok ben var? ikincisi bu trafik mevzusu nereden geldi?

birincisi, yolculuğun yani hayatımın ironik olması, ikincisi ise yeni ehliyet almış olmam ve 2 gün sonrasında tek başıma trafiğe çıkmış olmam.


kasım-ı hicaz

07 Kasım 2008

bazen her şey kötü gider hani. dünyanın en bahtsız adamı hissedersiniz kendinizi. bazen de en yalnız. bazen sorun sadece sizdedir. bazen bunu bilirsiniz, bazen bilmezsiniz. bazen bildiğiniz halde devam edersiniz. bazen bilmediğiniz halde durur, farkedersiniz.

bazen kafanız karışıktır. bazen canınız sıkkındır. bazen ne yapacağınızı düşünür de bulamazsınız, bazen ne yapacağınızı bilir de yapmazsınız. bazen böyle saçmalar, bazen fazla mantıklı olursunuz. bazen aşık olduğunuzu, bazen de kimseyi sevmediğinizi sanarsınız.

bazen bilirsiniz, bazen bilmezsiniz. bazen yaparsınız, bazen yapmazsınız. işi gücü bırakıp derdinizden içersiniz.

bazen hicaz dinlersiniz bazen rast.

yine hicaz günümdeyim. hatta ayımdayım. sorular, sıkıntılar, yalnızlık…

eskiden yalnız olduğumda diğer yalnız dostlarım var diye rahatlatırdım içimi, artık yalnız dostum kalmadı. tamamen yalnızım artık. biraz da bundan hicaz şarkılar..

nolucak lan bu okulun sonrası, diye düşünmelere başladım. ne olacağını bilsem de, kendime güvensem de. adet böyleymiş ya, soruyoruz işte.

bir de bazen sevildiğimi duymak istiyorum, bildiğim halde. sanırım kışa girerken -ki girdik sanırım- grip aşısı olursunuz ya, öyle bir şey işte. ihtiyacım var bu kışı atlatmak için. seviyorsanız söyleyin olur mu? düşünmekle uğraştırmayın beni. zira pek de üşengecim bu aralar.

ama kasım güzeldir. hiç kötü kasım geçirmedim ben. bu sene de öyle olsun diye niyazım. alnımızda ne yazıyosa o.

bilişim, girişim veya ona benzer yazılara alışmış okuyucularım, mazur görün bu seferlik. blogum da olmasa derdimi dökemez oluyorum bazen. hem bir garibin derdini dinlemiş oldunuz, fena mı oldu?

ama başlık fena oldu, beğenmedim.


kimim ben?

selam! ben mücahit, 23 yaşında bir bilgisayar mühendisiyim. yeni nesil web uygulamaları ile ilgileniyorum. bir gün istanbul'a kavuşmak hayaliyle samsun'da yaşıyorum. devamı...

takip edin, yetişin!



facebook'ta beğenin!
resmi web sitem

ayrıntılı özgeçmişim, projelerim, portfolyom ve diğer sosyal ağ profillerim:
http://www.mucahityilmaz.com.tr

mücahit'in soulside

(music & video & photo)*blog:
http://mucahit.in

aramaya inanın!

google ile bağlanın
kullanım şartları

Bu sitede (web sayfasında, blogda, weblogda, güncede, günlükte, sahifede, her ne ise işte onda) yer alan tüm içerik bana aittir ve Creative Commons Attribution - Noncommercial 3.0 ( Creative Commons License ) ile lisanslıdır. Bu lisans, kaynak göstermek kaydıyla içeriği istediğiniz gibi kullanabilmenizi sağlar. Tabi bir de lütfedip bana bir mail atarsanız, ya da yararlandığınız yazının pingback adresini kullanırsanız işime gelir. Sizden haberdar olurum. Hakkınızda kötü düşünmem.

Eğer bir motorsanız, yanlış anlamayın arama motoruysanız, sizi ilgilendiren şey şurada: sitemap.xml

tasarım

hele bir bitireyim de tamamını, ayrıntılı bilgi vereceğim. şimdilik bilmeniz gereken temanın neredeyse tamamı bana ait. framework olarak kullandığım tema şu, tepedeki kımıl kımıl şeyin adı da parallax. özel teşekkür: huseyin.im (jquery sensei)