Mücahit yazar kişisi, 20 Kasım 2008 01:41 zamanında yazmış.
Kategorileri: haber
Kalıcı bağlantı - Yazıcı dostu görünüm
çok yoğun, ancak güzel etkinliklerle geçen günlerimin arasında acı bir haber vermek durumundayım. kendimi buna mecbur hissediyorum.

saygıdeğer, çalışkan ve tecrübeli dekanımız, TOBB ETÜ’ye kurulduğu günden itibaren büyük katkı sağlayan, “Ortak Eğitim” dediğimiz staj programımızın gelişmesinde kusursuz payı olan, sert ama sevecen yapısıyla bize babalık eden kıymetli hocamız Süleyman Sarıtaş’ı kaybettik. üstelik yine bizim için çalışırken Hakk’ın rahmetine kavuştu. ortak eğitim yapılacak şirketlerle görüşmek için gittiği istanbuldan dönerken, ankaraya 30 km kala geçirdiği trafik kazası sonucu ağır yaralandı ve ibn-i sina hastanesine kaldırıldı. ancak daha fazla direnemedi ve gözlerini yumdu.
kendilerinden aldığımız tek ders MÜH 100 (Mühendisliğe Giriş) idi. bölüme yeni başladığımızda, 1. sınıf 1. dönemde almıştık bu dersi. tabi o zamanlar bize anlattığı mühendisliğin temel bilgilerini pek anlamasak da geçen zaman içinde, son sınıfa yaklaşırken anımsıyor ve ne kadar doğru olduğunu düşünüyorduk.
kendileriyle kişisel diyalogum da kuvvetliydi. üniversitenin desteğiyle katıldığım etkinliklerin çoğunda kendisinin güvenini kazanmış olmam ve çabalarımı faydalı görmesinin, beni desteklemesinin etkisi büyüktü. En son olarak Akademik Bilişim 2008′e şahsi izni ve rektörümüzü iknasıyla katılmıştım. Ayrıca 4. Bilgisayar Mühendisliği Öğrencileri Kongresi’nde kullanmak üzere bir videosunu çekmiştim. o videoda da beni can-ı gönülden desteklediğini kendisi ifade etmişti. her sorunumuzda ve her yardım isteyişimizde elinden geleni yapmıştı. öğrencilerini dinleyen, yeni üniversite olması sebebiyle karşılaşılan sorunlarda öğrencilerine arka çıkan, önce onların menfaatini düşünen ve böylece bizi zor durumda bırakmak istemeyen ender hocalardandı.
kısacası üzerimizdeki emeği çok fazlaydı. bu yazıyı okuyacak olan okul arkadaşlarım abartı görebilirler ancak, durup düşündüğümüzde dediğim her kelimenin tamamen doğru olduğunu farkedeceklerdir. kendisine başvurup da sorununa çözüm bulamayan arkadaşımız var mıdır, bilemiyorum.
20 kasım 2008 perşembe günü önce okulumuzdaki törenle kendisine veda edeceğiz, ardından kocatepe camiinde öğlen namazına mütakip son görevimizi yerine getireceğiz. kendileriyle aynı gün vefat eden MHP milletvekili Gündüz Aktan’ın da cenaze namazı kocatepede kılıncakmış. umarız bir aksilik olmadan vazifemizi yerine getirebiliriz.
eğer mühendis olacaksak kendilerinin emeğini asla unutmayacağız, hayatımızın kalan kısmında öğrettiklerini uygulayacak ve kalbimizde yaşatacağız.
Allah rahmet eylesin, başımız sağ olsun, Allah ailesine ve dostlarına sabır versin.
Bu yazının etiketleri:
acı,
ankara,
bilgisayar mühendisliği,
bilmök,
cenaze,
dekan,
etkinlik,
Gündüz Aktan,
hayat,
istanbul,
kasım,
kocatepe,
kongre,
mhp,
mühendislik,
namaz,
ölüm,
ortak eğitim,
şirket,
staj,
tobb etü,
tören,
trafik kazası,
veda,
vefat
Sayfa başına dön
Mücahit yazar kişisi, 27 Temmuz 2008 20:17 zamanında yazmış.
Kategorileri: derdimi döküyorum, dostlarım, iş hayatı
Kalıcı bağlantı - Yazıcı dostu görünüm
yine çok aksattım blogumu. ama internete düzenli giremememden kaynaklanıyor. kafamı toparlayıp yazacak vakit bulamıyorum. yoksa çok konu var aklımda. taslaklarda da bekleyen yazılar var. şu sıralar başlıkta da göreceğiniz gibi hayat hikayemin en heyecanlı dönemlerini yaşıyorum. sorunlar geride kalıyor, önüme yeni fırsatlar açılıyor. projelerimi tasarlıyorum, uygulamaya geçmek üzereyim.
şirketimle sözleşmem bittiğinde (çok havalı oldu sanırım, stajım bittiğinde diyeyim), fetret devrinden çıkıp güçlü köklerin üzerine koca bir çınar dikmek istiyorum. fidan var, kökler de çok güçlü maşallah, sırada ortaya birşeyler koymak, meyve vermek var. Allah yolumu, yolunuzu açık etsin.
Steve Jobs’un meşhur konuşmasına istinaden söylüyorum ki, aç da kaldım, budala da kaldım. yaşıma nazaran yeterince başarılı da oldum, yeterince hata da yaptım. tecrübelerimi kullanıp fikirlerimi gerçekleştirmek istiyorum.
hikayenin en heyecanlı yerinde benden desteğini esirgemeyen sevgili aileme, sayın psikologuma, harika dostlarıma (elif, fatih, ahsen ve diğer harika dostlarıma), anlayışlı şirketime, friendfeed ve twitter arkadaşlarıma bir kez daha teşekkür ederim.
son olarak da eskilerden beri dikkat ettiğim, hala ders çıkardığım Şeyh Edebâli’nin Osman Bey’e nasihatlerini paylaşmak istiyorum.
Ey Oğul!
Beysin! Bundan sonra öfke bize; uysallık sana… Güceniklik bize; gönül almak sana.. Suçlamak bize; katlanmak sana.. Acizlik bize, yanılgı bize; hoş görmek sana.. Geçimsizlikler, çatışmalar, uyumsuzluklar, anlaşmazlıklar bize; adalet sana.. Kötü göz, şom ağız, haksız yorum bize; bağışlama sana… Bundan sonra bölmek bize; bütünlemek sana.. Üşengeçlik bize; uyarmak, gayretlendirmek, şekillendirmek sana..
Ey Oğul!
Yükün ağır, işin çetin, gücün kıla bağlı, Allah Teala yardımcın olsun. Beyliğini mübarek kılsın. Hak yoluna yararlı etsin. Işığını parıldatsın. Uzaklara iletsin. Sana yükünü taşıyacak güç, ayağını sürçtürmeyecek akıl ve kalp versin. Sen ve arkadaşlarınız kılıçla, bizim gibi dervişler de düşünce, fikir ve dualarla bize vaat edilenin önünü açmalıyız. Tıkanıklığı temizlemeliyiz.
Oğul!
Güçlü, kuvvetli, akıllı ve kelamlısın. Ama bunları nerede ve nasıl kullanacağını bilmezsen sabah rüzgarlarında savrulur gidersin.. Öfken ve nefsin bir olup aklını mağlup eder. Bunun için daima sabırlı, sebatkar ve iradene sahip olasın!.. Sabır çok önemlidir. Bir bey sabretmesini bilmelidir. Vaktinden önce çiçek açmaz. Ham armut yenmez; yense bile bağrında kalır. Bilgisiz kılıç da tıpkı ham armut gibidir. Milletin, kendi irfanın içinde yaşasın. Ona sırt çevirme. Her zaman duy varlığını. Toplumu yöneten de, diri tutan da bu irfandır.
İnsanlar vardır, şafak vaktinde doğar, akşam ezanında ölürler. Dünya, senin gözlerinin gördüğü gibi büyük değildir. Bütün fethedilmemiş gizlilikler, bilinmeyenler, ancak senin fazilet ve adaletinle gün ışığına çıkacaktır. Ananı ve atanı say! Bil ki bereket, büyüklerle beraberdir. Bu dünyada inancını kaybedersen, yeşilken çorak olur, çöllere dönersin. Açık sözlü ol! Her sözü üstüne alma! Gördün, söyleme; bildin deme! Sevildiğin yere sık gidip gelme; muhabbet ve itibarın zedelenir…
Şu üç kişiye; yani cahiller arasındaki alime, zengin iken fakir düşene ve hatırlı iken, itibarını kaybedene acı! Unutma ki, yüksekte yer tutanlar, aşağıdakiler kadar emniyette değildir.
Haklı olduğun mücadeleden korkma! Bilesin ki atın iyisine doru, yiğidin iyisine deli derler.
En büyük zafer nefsini tanımaktır. Düşman, insanın kendisidir. Dost ise, nefsi tanıyanın kendisidir. Ülke, idare edenin, oğulları ve kardeşleriyle bölüştüğü ortak malı değildir. Ülke sadece idare edene aittir. Ölünce, yerine kim geçerse, ülkenin idaresi onun olur. Vaktiyle yanılan atalarımız, sağlıklarında devletlerini oğulları ve kardeşleri arasında bölüştüler. Bunun içindir ki, yaşayamadılar.. İnsan bir kere oturdumu, yerinden kolay kolay kalkmaz. Kişi kıpırdamayınca uyuşur. Uyuşunca laflamaya başlar. Laf dedikoduya dönüşür. Dedikodu başlayınca da gayri iflah etmez. Dost, düşman olur; düşman, canavar kesilir!..
Kişinin gücü, günün birinde tükenir, ama bilgi yaşar. Bilginin ışığı, kapalı gözlerden bile içeri sızar, aydınlığa kavuşturur. Hayvan ölür, semeri kalır; insan ölür eseri kalır. Gidenin değil, bırakmayanın ardından ağlamalı… Bırakanın da bıraktığı yerden devam etmeli. Savaşı sevmem. Kan akıtmaktan hoşlanmam. Yine de, bilirim ki, kılıç kalkıp inmelidir. Fakat bu kalkıp-iniş yaşatmak için olmalıdır. Hele kişinin kişiye kılıç indirmesi bir cinayettir. Bey memleketten öte değildir. Bir savaş, yalnızca bey için yapılmaz. Durmaya, dinlenmeye hakkımız yok. Çünkü, zaman yok, süre az!..
Yalnızlık korkanadır. Toprağın ekim zamanını bilen çiftçi, başkasına danışmaz. Yalnız başına kalsa da! Yeter ki, toprağın tavda olduğunu bilebilsin. Sevgi davanın esası olmalıdır. Sevmek ise, sessizliktedir. Bağırarak sevilmez. Görünerek de sevilmez!.. Geçmişini bilmeyen, geleceğini de bilemez.
Osman! Geçmişini iyi bil ki, geleceğe sağlam basasın.
Nereden geldiğini unutma ki, nereye gideceğini unutmayasın.
bu özeti, daha geniş versiyonu şurada.
bakmayın yazının veda gibi olduğuna, her şey yeni başlıyor…
Bu yazının etiketleri:
ahsen,
ailem,
ben,
blog,
denker,
dost,
elif,
fatih,
friendfeed,
hata,
hayat,
hikaye,
iş,
osman bey,
osmanlı,
proje,
psikolog,
şeyh edebali,
şirket,
sorun,
steve jobs,
twitter,
veda
Sayfa başına dön