hakkımda sayfamı güncelledim. | "buraların görünümü yakında değişecek! hani beta derler ya ondan ;) - Giriş - Kayıt ol
Ana sayfa İletişim Besleme Wordpress

Mücahit Yılmaz

hikayenin en heyecanlı yeri

Hayat Yolu

sıkıntıdayım yine bu aralar. zor gü…

tamam, durdum. bu sefer yapmayacağım. yazıya böyle başlamayacağım. son 1 yıldır böyle başlıyorum çünkü son 3 yıldır sürekli sıkıntı çekiyorum.

ama son 3 yıldır, hatta kafamın çalıştığı son 15 yıldır hiç vazgeçmediğim, yılmadığım tek şey bu değil.

hala ilk günkü heyecanla hedefime ulaşmak için çalışıyorum. çabalıyorum. elimden geleni yapıyorum. bazen çok bir şey gelmiyor, oyalanabiliyorum ama sürekli mücadele veriyorum. hayattaki hedefime giden yolda belirlediğim ara hedeflere ulaşmak için de çok çalışıyorum. beni çok yakından tanıyanlar hiç bir şey için çalışmadığımı, çok tembel olduğumu düşünürler. çok iyi tanımayan, gıyaben hakkımda fikri olanlar ise çok azimli olduğumu düşünürler. gerçek şu ki, (hani filmlerde olur ya ikinci esas karakter birinci esas karaktere doğru bir bakış atar ve der: “the truth is; …”) ikisi de değilim.

evet ben birinci karakter değilim. bu yazıyı okuyanlar, bana sevgi ve saygı duyanlar, bana yardım edenler, bana küfür edenler, beni sevmeyenler, bu yazıyı okumayanlar benim hayatımdaki birinci karakterlerdir. çok arkadaşıma öğrettim “her şeyden önce ben” demeyi. ama hiç demedim.

çünkü hayallerime giden yolda başkalarının hayallerini gerçekleştirmesine yardım etmek beni motive etti. bu enerjiyle durmadan mücadele edebildim. ve hala ediyorum. yaşım ilerledikçe sorunlarım da artıyor, çevremdekilere olan etkim de. ama yolculuk devam ediyor.

ve bugün bir kırmızı ışıkta daha bekliyorum. üniversite bitti ve iş arıyorum. bir pozisyona başvurdum, 2 tur mülakata girdim. ilki 1 saat sürdü, ikincisi 8 dakika. muhtemelen sonucu baştan belliydi 2. turun. az da olsa umudum var, çünkü o işin en iyilerinden biriyim. severek yapabileceğim, en iyi bildiğim iş ve beni en çok mutlu edecek ortam…

peki bunları neden yazıyorum, konu nereye gidecek?

dediğim gibi yolculuğumda bir trafik ışığının önünde bekliyorum. her türlü yeşil ışık yanacak. bu işe beni alsalar da, almasalar da.. yolculuk devam edecek. bu ışık bir kavşakta değil. düz yolun ortasında. yayaların düğmesine basarak 10 saniye sonra geçmesine imkan veren düz yol ışıklarından biri. yolun sonunda hayallerim var. yoldan sapma imkanım yok. bu işe başvuru süreci beni bir an olsun durduracak ve nerede olduğumu bir kez daha farkettirecek. yaptığım yolculukta geride kalan mesafenin muhasebesi için bir fırsat. Steve Jobs’un deyimiyle, yeniden başlamanın rahatlığı. doğru yolda olduğumdan emin olabilmem için önüme çıkan bir nimet. ve önümden geçen yayalar hayatımdan geçen insanlar. hepsi benim için iyisiyle kötüsüyle birer tecrübe. bazen umut, bazen hüsran. hangisi olduğu kaderimde yazılı, bir blog yazısında değil elbette…

arabama binecek kadar yakınımda olanlar bu tecrübelere şahit oluyorlar. bir yandan da arabanın hantallığından yakınıyorlar. arabamla önünden geçtiklerim ise beni hiç durmadan hayaline doğru giden bir gezgin olarak görüyorlar. ben ışıkta durunca uzaktan bakanların umudu kırılıyor, arabadakiler umutlanıyor; ben yoldayken uzaktakiler umutlanıyor, arabadakiler ümidini yitiriyor.

gerçek şu ki, bu yolculuk her iki tarafa rağmen, devam ediyor…

şimdi sizin kafanızda iki soru var. birincisi madem önce ben değil, neden yazıda bu kadar çok ben var? ikincisi bu trafik mevzusu nereden geldi?

birincisi, yolculuğun yani hayatımın ironik olması, ikincisi ise yeni ehliyet almış olmam ve 2 gün sonrasında tek başıma trafiğe çıkmış olmam.

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
  • Hayatta o kadar çok kırmızı ışık var ki...Bu ışıkların arasını tutturanlar, ilk ışığa yakalanmadan gidenler hiç birine yakalanmazlar genelde. Eminim sizinki de bir kırmızı ışık, sarı ışıktır sadece. Ayağınızı debriyajdan yavaş yavaş çekerek...
blog comments powered by Disqus