hakkımda sayfamı güncelledim. | "buraların görünümü yakında değişecek! hani beta derler ya ondan ;) - Log in - Kayıt ol
Ana sayfa İletişim Besleme Wordpress

Mücahit Yılmaz

hikayenin en heyecanlı yeri

istanbul’da bir gece nasıl sabahlanır?

geçenlerde bir kapıda kaldım. ev arkadaşlarım yoktu. kontörüm de olmayınca başımın çaresine bakmak durumunda kaldım.

saat 01.00 sularında fulyadaki evin olduğu bölgeden ayrıldım. halaskargazi caddesinden şişliye doğru yürümeye başladım. cafelerin 24 saat açık olduğunu biliyordum ve biraz oyalanır taksimde sabahı ederim diye düşündüm. güneş doğduktan sonrası zaten kolaydı.

metronun oradaki ’a geldim. saat 01.30 gibi bişeydi. daha erken diye biraz daha yürümek istedim. istedim lakin, travestileri görünce tırstım. hem güzeller, hem de çok kart sesliler. girdim oradaki cafeye. 45 dk kadar oturdum. arka masada da iki tane travesti konuşuyorlardı. kulak misafiri oldum. hayır, bildiğin dinledim.. modayı takip ediyorlardı valla. elbise falan konuşuyorlardı. vay anasını dedim..

sonra onlar gitti. ben de 15-20 dk daha oturdum. uyuklamaya başlamıştım ki dedim kalkıyım. hemen yakında bir çorbacı vardı. o da 24 saat açıkmış. sanki öğlen yemeği saati gibi de işlekti. en çok da taksi şoförleri vardı. orada da bir çorba içip yine 45 dk kadar oturdum. sonra oradan da çıktım.

afedersiniz, tuvaletim gelmişti. ama çorbacının gözle görülür bir yerinde yoktu. arkasındaki pavyona girmek işime gelmedi. a döndüm, sular kesik diye kapalı dediler. bir kaç restaurant daha gördüm 24 saat açık olan cinsten ama şişlide sular kesik diye hepsi tuvaleti kapatmıştı. bir taksici amca gördüm, ona sordum o kesin bilir diye. o da çağlayana git dedi. dedim gecenin o yarısı biraz çılgınca olmaz mı? evet olur dedi, istersen biz götürelim, istanbulda tuvalete taksiyle gittim dersin dedi. o an için gülsem de sonradan çok acıklı geldi bu bana nedense..

gitmedim tabi. taksime yürüdüm. taksime yakınlaşınca bir başka gördüm. ona girdim. önce tuvaleti sordum, açıktı. sonra bir ice tea aldım. bir saat kadar da orada oturdum. bu sefer biraz uyukladım ama dürtüp uyandırdılar. yoldan geçen manyak bir kadın istedi. kadın manyak gibiydi çünkü paspal bir haldeydi. muhtemelen Türk değildi. muhtemelen diyorum çünkü hiç konuşmadı. hayat kadını da değildi göründüğü kadarıyla. içimi gıdıklayarak baktı sadece. vermedim . biraz daha dolandı etrafta. ben de baktım uyuyacam, kalktım oradan. tam ben kalktım, nereden geldiyse 4-5 tane travesti gördü beni. başladılar laf atmaya. dedim yok olmaz falan ama pek dinlemediler. sonra başka birilerini gördüler de atlattım onları da. taksim’deki ’ye girdim.

acıkmıştım, iki ıslak hamburger yedim. yarım saat de orada oturdum. alman iki adam geldi kahve içti. onlarla kısa bir muhabbetim oldu. bir konferansa gelmişler, 4′e kadar içmişler, şimdi de türk kahvesi içiyorlardı. orada otururken sabah ezanı okundu. çok şükür dedim, biraz sonra dışarı çıktım.

havada hafif bir mavilik oluşmuştu. istiklal caddesine girdim. pek sakindi. haftaiçi olduğu için normal karşılayarak yürüdüm biraz. birkaç resim çektim. bir tane çocuk geldi, kahvaltı parası istedi. “sokaklarda kalıyoruz abi, Allah rızası için..” dedi. güldüm tabi. sanki ben sıcak yatakta yattım da, sokakta kaldım diye istiyo benden. bende olsa zaten ben sokakta kalmazdım.

tünel meydanında iki tane turist geldi yanıma. ’e nasıl gideriz diye sordular. namaz vakti geçti dedim, anlamadı tabi. tam diyecektim şu aşşadan tramvaya bineceksiniz falan diye ki, dedim al sana atraksiyon.. tarif ettim yine, ben de o tarafa gidiyorum, beraber gidelim tramvaya kadar dedim. tamam dediler, yolda muhabbet ettik biraz.

çek cumhuriyetinden ilk kez gelen genç çiftimiz ayaklarının tozuyla taksime çıkmışlar. oradan da sultanahmete gidiyorlardı. türkiye - çek maçını hatırlattım :) o konuyu hiç açma dedi. biraz istanbulun güzeliklerinden bahsettim. yapmadan gitmeyin diye birkaç tavsiyede bulundum. kulesini gösterdim. tramvay durağına bıraktım.saat 05.30 olduğundan seferler başlamamıştı. onlar da teşekkür edip geri kalan yolu kendileri gidebileceklerini söylediler. iyi tatiller dileyip köprüsünde yürümeye başladım.

güneş daha doğmamıştı ama çamlıca tarafları kıpkızıl olmuştu. güneş doğmadan 10 sn önce ve 10 son sonra iki resim çektim. harika bir manzara yakaladım. hava da çok güzeldi ve onca yorgunluğa ve uykusuzluğa rağmen çok keyifliydim.

iskelesine gittim. ilk sefer 06.00 daydı. bindim vapura. her yeri yeni yıkanmıştı ve pırıl pırıldı. ilk kez o kadar erken saatte binmiştim. hemen güzel bir çay aldım. daha doğrusu ben çay aldım, çay zaten -her vapurda olduğu gibi- çok güzeldi :) boğazın, güneşin ve martıların tadını çıkararak kadıköye geldim.

sonra da 19F otobüsüne binerek kozyatağına geldim. bir börekçide kahvaltı yapıp işe gittim. öğlene kadar çalışabildim ama, öğleden sonra yemeğin de etkisiyle bir kaç kez uyukladığım oldu :) akşam da elifle buluştuk, saat 10 gibi düştüm yatağa..

başıma gelmeyenin kalmadığı şehr-i dersaadet-i stanbul’daki maceralarıma bir yenisi eklenmiş oldu. çok da fena değildi :)

sabah ezanına kadar yapacak bir şey bulabilirseniz kesinlikle tavsiye ediyorum. eğer yapacak bir şey yoksa da kesinlikle tavsiye etmiyorum.

yeni maceralarda görüşmek üzere…

ha unutmadan; çektiğim resimler haritadaki lokasyonlarıyla birlikte flickrda..

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Bu yazının etiketleri: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Benzer yazılar:

esragunel, Harun Baris Bulut, Gül Fatma Koz, Muge Cerman ve 2 kullanıcı daha bu yazıyı like etti bu yazıyı like etti

www.tusul.com demiş,

5 Temmuz 2008@ 21:29

istanbul’da bir gece nasıl sabahlanır?…

olur da geceyi sokakta geçirmek zorunda kalırsanız burada yazılanları yapabilirsiniz……

oyyla.com demiş,

5 Temmuz 2008@ 21:33

istanbul’da bir gece nasıl sabahlanır?…

olur da geceyi sokakta geçirmek zorunda kalırsanız burada yazılanları yapabilirsiniz……

thucky demiş,

6 Temmuz 2008@ 10:12

şimdi fotoğraflarını inceledim. çok hoş kareler yakalamışsın. ellerine sağlık.

Levent Bali demiş,

7 Temmuz 2008@ 10:40

Çilingir çağırsaydın be üstad.

Mücahit demiş,

7 Temmuz 2008@ 10:48

1) misafirim arkadaşlarda staj süresince. kapılarına zarar veremezdim :)
2) çilingirin benim o evde oturduğumu anlaması için hiç bi delilim yoktu :))
3) dışarısı da fena değildi bea :)))

eek demiş,

17 Temmuz 2008@ 15:10

heşey iyi hoş da o namazı kılıp kılmadığını çok merak ettim doğrusu :)))

gorkez demiş,

10 Mart 2009@ 17:59

bence istanbul da cebinde parayla nasıl sabahlanır diye başlığı değiştir ve episode cebinde para olmadan nasıl sabahlanır bölümünü merakla bekliyorum :D

Mücahit demiş,

10 Mart 2009@ 20:52

bu geceyi yaşarken cebimde 20 lira vardı. param olsa sokakta kalmazdım heralde :)

Bu yazıya yapılan yorumlar için RSS beslemesi · Geri İzleme URI

Yorum Yapın