hayaaat, beni neden yoruyosun?
blog için arşiv
Mücahit yazar kişisi, 10 Haziran 2008 13:24 zamanında yazmış.
Kategorileri: blog
Kalıcı bağlantı - Yazıcı dostu görünüm
hani hep konuşuyoruz ya bloglar önemli, artık güç bizde falan diye, hakikaten öyleymiş azizim.
“psikolog istiyorum!” diye bir yazı yazmıştım. o yazıyı yazmamdan yaklaşık bir buçuk ay sonra (mart sonunda) bir e-posta aldım. ofisi istanbulda bulunan bir psikolog gönüllü olarak tedavi edebileceğini bildirdi. çok sevindim tabiî ki. ama o zaman diliminde ankarada olduğumdan gidememiştim.
bildiğiniz gibi bir ayı aşkın süredir istanbulda staj yapıyorum. istanbula geldikten sonra aradım, randevu aldım. üstüne bir de ilk terapiye gittim. genel olarak anlattım sorunlarımı, bir kaç test uyguladık. bu haftasonu ikinci seansa gideceğim.
e-postayı ilk aldığımda ben de inanamamıştım. bloguma bir yazı yazıyorum, onu okuyan birisi gönüllü olarak tedavi etmek istiyor. üstelik yaklaşık yirmi yıllık doktor ve referans da gösteriyor ve çalıştığı ofisin iletişim bilgilerini de veriyor. acaba altından bir numara çıkar mı çekincesiyle gittim ama gayet de bildiğiniz psikologdu.
blog dedikleri gerçekten güçlü bir şeymiş. şaşkınlıkla karışık bir gurur duyuyorum, blogumu seviyorum. bedava tedavi yapan psikolog diye tanıtıp zilyonlarla muhattap etmemek adına ofisin ve doktorun adını vermiyorum.
sadece isteyin, gücünüzün farkına varın, çiğneyin sizin de olur diyorum…
Bu yazının etiketleri:
ben,
blog,
e-posta,
istanbul,
psikolog
Sayfa başına dön
Mücahit yazar kişisi, 4 Haziran 2008 10:22 zamanında yazmış.
Kategorileri: blog, derdimi döküyorum
Kalıcı bağlantı - Yazıcı dostu görünüm
her şey 4 yıl önce kazandığım üniversitemin bana dizüstü bilgisayar vermesiyle başladı. hemen msn olayına ilhâk ettik herkes gibi. sonra msn amca sağolsun spaces adını verdiği boş yerler verdi bizlere ki dolduralım. ona da başladık hemen tabii. içimizde var blogculuk. ki o zamanlar da yaklaşık ayda bir yazardım :)
bir süre sonra -ki bu birinci sınıfın sonlarına denk gelir- dertlendikçe içimi dökmeye başladım. babam da okumaya başladı. msn messengerda adımızın yanında parlayan zamazingolar var ya, onlara basmış olmalı babam. sonra baktım okuyor, arayıp birşeyler soruyor. dedim ki bu böyle olmayacak, spacede nasıl adam engellenir onun yollarını aramaya başladım. bu da msnin sosyal ağlaşma dönemine denk geldi. sadece izin verdiğim kişilerin görebilmesini amaçlayacakken salak gibi 200 kişiye “Mücahit seninle arkadaş olmak istiyor!” başlıklı mailler gönderdim. daha doğrusu yetki verdiğim kişilere mail atıyormuş kendisi. insan uyarır değil mi? kaç kişi geldi bana “zaten arkadaş değil miyiz?” diye. ayrıca muhabbet etmediğim, hoşlaşmadığım ama msn listemde bir şekilde bulunan insanlara da gitti o mail. zamanında baya sövmüştüm.
senelerden geçen sene de kendi domainimi aldım. stajda müdürüm Fuat Bey web 2.0 ı araştır dedi. o gün milat oldu. hayatımın kalan kısmını üzerine kurmaya çabaladığım uğraşım, zevkim oldu. kendi sitemi kurdum ve derhal wordpress kurarak blogumu devam ettirdim. wordpressten önce, staja başlarken blogspot denemem de oldu tabii ki. ama wordpress daha çok hoşuma gitti.
derken googleda da çıkmaya başladı mucahityilmaz.com. babam da düzenli aralıklarla adımı aratıyordu sanırım ki çok uzun sürmeden buldu. sonra telefon konuşmalarımızda bahsetmeye başladı. hayatımı bir şekilde takip ediyorlardı. ve ben nedense istemiyordum. bütün dünya okusun ama anam babam okumasın. sırf onlar okumasın diye yazmadığım zilyonlarca şey vardır.
e şimdi nerede kaldı web 2.0? hani nerede paylaşmak? paylaşırken adam kayıracak mıyız? facebook profilim facebooka üye olan herkese açık mesela. yurttaki oda numarama kadar. her yerde her şeyi paylaşıyorum da, anam babam niye mahrum kalsın?
şimdi şu sayfanın tepesinde “anne ben manyak oldum” yazıyor ya, annem aradı, sordu ne ayaksın diye. bir daha düşündüm, kendi maaşımla aldığım domain ve hostingdi. yani külliyen benim çöplüğümdü. ailem dahil kimseye hesap vermek zorunda değildim (Türk Telekom hariç, büyüksün abi..). o zaman istediğimi yazarım diye düşündüm.
istediğimi zaten yazarım da, yazdıklarım bana yol, köprü, baraj, bantgenişliği olarak geri döner mi? mesela arada bir cümlede küfür ettim diyelim. annem diyecek ki, “bey, bak bizim oğlan terbiyesiz olmuş!”. telefonda da fırça falan.. halbuki yaş 21 olmuş. doğrudan bir kişiye de sövmem kolay kolay. araya iki bok katsak ne olacak? kötü olacak. kaldı ki saygı denen de birşey var. anamın babamın yanında nasıl kötü konuşmuyorsam burda da konuşmamak gerekir mi? bu kontürpiyeyi hala çözemedim.
şöyle düşüneyim, burası benim takıldığım yer ve onlar buraya ziyarete geliyor. misafir umduğunu değil bulduğunu bulur. neysek oyuz. hatta belki de iyi bile olur. halimden vaziyetimden pek de haberleri yok zaten. çevremin genişliğinden, becerilerimden vesaire haberleri de yok. biraz da onları görmüş olurlar. ha bazen de kötü şeyler görecekler belki ama dediğim gibi, burası benim takıldığım yer. şu dünyada sadece benim olan tek yer belki de. o yüzden rahat olmalıyım.
gerçi artık blogları şirketlerden de okuyanlar oluyor. envai çeşit kariyer sitesindeki cvlerimde de yazıyor adresim. mesela blog konferansında M. Nuri Çankaya takip ettiğini belirtmişti (merhaba hocam! :) ). onlar için kötü bir izlenim olur mu diye de düşündüm, hayır hiç alakası olmamalı. “neysek oyuz” dedik ya, daha bile iyi böylesi. yapmacık bir şekilde sadece teknolojiden şundan bundan yazsam, beni tanımalarını sağlamaz ki bu blog.
hüzünlenince burada ağlarım, sevinince burada kutlarım, kızınca burada söverim, mesleğimle alakalı vaziyetleri buradan bildiririm. blog dedikleri böyle birşey değil mi?
bakın Barış Ünver‘e, adam hayatını saat saat yazdı, en iyi kişisel blog ödülünü aldı. her gün bir dünya ziyaretçisi var (şu çinlilerle caponların toplu olayına geliyo çoğu ama olsun :) ). adam teşhirci ama rankingler onda :) Nahnu dedi ki (yine blog konferansında) ben kafamdakini yazarım, wolkanca dedi ki o zaman para kazanamazsın. ama en iyi 2. kişisel blog olursun. bu işler böyle. ne kariyer manyağıyım, ne başkasını kandırırım (yazan kandırmış olmaz, söz meclisten dışarı. ben öyle hissederim sadece.). ben böyleyim.
neysem, oyum!
Bu yazının etiketleri:
annem,
aşk,
babam,
ben,
blog,
dert,
facebook,
google,
hayat,
iş,
küfür,
messenger,
msn,
ödül,
site,
spaces,
web 2.0
Sayfa başına dön
Mücahit yazar kişisi, 16 Mayıs 2008 00:04 zamanında yazmış.
Kategorileri: blog
Kalıcı bağlantı - Yazıcı dostu görünüm
elde benim, dilde ben, gönüldeyim, baştayım;
fatihin istanbulu fethettiği yaştayım…
(hem de istanbuldayım) :)
Bu yazının etiketleri:
ben
Sayfa başına dön
Mücahit yazar kişisi, 27 Nisan 2008 21:08 zamanında yazmış.
Kategorileri: blog, dostlarım, etkinlik, gezi, iş hayatı
Kalıcı bağlantı - Yazıcı dostu görünüm
yahu çok zaman oldu yazmayalı. ama hiç zaman bulamadım. kısa bir özet geçeceğim yazmadığım zamanda başıma gelenler konusunda.
efendim 11 nisanda Microsoft Üniversite Lansmanı üniversitemde yapıldı. Yerel organizasyondan sorumluydum, MS Türkiye Genel Müdür Yardımcısı Cemal Akyel’in ifadesiyle, sorunsuz bir şekilde tamamlandı.
12 nisanda Türk Blog Yazarları Ankara Buluşmasını gerçekleştirdik sevgili Barış’ın emeğiyle. ayrıntılı bilgiyi Barış’ın sayfasından ve diğer arkadaşların sayfalarından edinebilirsiniz: [1][2][3][4][5][6][7][8][9][10][11]
20 nisanda finallerim bitti. 21 nisanda urfaya gidecektik, gezi iptal oldu. o arada da staj yerimle ilgili bir kaç problem yaşadığım için samsuna da gidemedim ve 1 haftalık sömestr tatilim ankarada boş bir şekilde geçti. gerçi sonunda staj yerim ayarlandı. onunla ilgili yazıyı yarın ilk işgünümün ardından yazacağım.
zorlu geçen final dönemini atlattım. şimdi 8 ağustosa kadar istanbulda çalışacağım. sevgili elifle aynı şirkette çalışacaktık ama kısmet değilmiş öyle olmadı. şimdi hiç değilse aynı şehirdeyiz. beraber bolca zaman geçireceğiz. gerçi hesapladığım kadarıyla görüşmeyi planladığım kişi sayısı 50 civarında ama bir şekilde olacak artık :)
bu arada istanbuldaki blog yazarları toplantılarına da katılmaya çalışacağım. bu ankarayı sattığım manasına gelmez. her an ankaraya atlayıp gidebilirim. belki organizasyonunda yer almam ama katılmaya çalışırım.
işte böyle efenim. blog dediğini insanlar günlük yazar, ben aylık yazıyorum anasını satayım. ama yazıcam artık. istanbulda yazacak şey de bulurum zaten. geçen seneki yazılarımı okuyanlar bilir.
yarın işim hakkında birşeyler yazacağım, şimdilik hoşçakalın. hazır istanbuldayken görüşmek isteyen olursa yandaki iletişim formunu kullanabilirsiniz.
hah az daha unutuyordum, ilk defa biri benim karikatürümü yaptı ve beni çok mutlu etti.
işte o karikatür:

ve işte kaynağı: Gayri Ciddi. bu arada şunu da vurgulamadan geçemeyeceğim ki, abi demişsin bana eyvallah gözümsün, ama ben 21 yaşındayım :) hayır, tipten yaşlı gözüküyorum o yüzden insanlar yaşlıyım zannediyor. Otopsiraporu’na tekrar çok teşekkür ediyor, sevgilerimi sunuyorum.
Bu yazının etiketleri:
ankara,
ben,
blog,
elif,
gezi,
iş,
istanbul,
karikatür,
microsoft,
sınav,
site,
türk blog yazarları
Sayfa başına dön
Mücahit yazar kişisi, 12 Mart 2008 19:52 zamanında yazmış.
Kategorileri: blog, etkinlik
Kalıcı bağlantı - Yazıcı dostu görünüm
ve beklenen buluşma gerçekleşiyor efendim. istanbulda birkaç kez toplanan Türk Blog Yazarları bu sefer Ankara’da buluşuyor. sevgili Barış Ünver‘in önayak olduğu ve elimden geldiğince yardım etmeye çalıştığım organizasyonumuz 12 Nisan 2008‘de bahçelievler Seyir Cafe‘de gerçekleşecek. Özel Seyir Odası‘nda daha önce bir kaç kez arkadaşlarla toplanmıştık. Odayı beğendiğim için kullanmayı önerdim Barış’a, o da kabul etti.
Ankara’daki blog yazarlarının bir araya geleceği, paylaşımlarda bulunacağı ve -inanıyorum ki- dostlukların kurulacağı bir toplantı olacak. yazılarını severek takip ettğimiz blogcuların fiziki bedenlerini de görmüş olacağız :) ve oraya gelenler benim (Barış’ın sandığı gibi) 30-40 yaşında olmadığımı görecekler :)
buluşmaya katılacak olanlar, sayı çıkarmamız ve gelecekleri tespit etmemiz açısından ilgili facebook iventine kayıt yaptırırsa, veya Barış’ın sayfasına yorum yazarak katılacağını bildirirse seviniriz. gelemeyecek olanlar da biz oradayken bize ping atsınlar :)
tekrarlıyorum, yaşasın blog yazarlığı!!!
Bu yazının etiketleri:
ankara,
blog,
facebook,
istanbul,
seyir cafe,
türk blog yazarları
Sayfa başına dön
Sonraki Yazılar »