Mücahit Yılmaz

geldim, görüyorum, yenicem.

hayalini gerçekleştiren çocuk

15 Temmuz 2009

5 yaşımda bilgisayarla tanıştığımı ve bilgisayar mühendisi olmaya karar verdiğimi hakkımda yazısında anlatmıştım. geçtiğimiz günlerde bu hayali gerçekleştirmenin sevincini yaşadım, üniversitem ve ailemle beraber kutladım. aşağıdaki fotoğrafı çektirdiğim an, benim için hayatımdaki en önemli andı. çok şükür buna da muvaffak oldum.

mezun mücahit yılmaz

5 yaşımdan 22 yaşıma uzanan bu uzun yolda 16 yıl öğrenim gördüm. 6 yılında dersane takviyesi aldım. oks ve öss için toplam 350 bin civarında soru çözdüm. ilkokulda hepsi pekiyi olan notlarım ortaokulda düşeyazdı, fen lisesinde düştü. üniversitede ise bursum kesildi. ilkokul 4′te 5 yıllık müfredatın hepsini bilmeme rağmen sabahın köründe kalkıp ders çalışırken, üniversitede kritik derslerimin finallerine bir gün önce çalışmadığım oldu. tamamen düşen bir grafik çizdim ama hayalimden çok şükür sapmadım. kısmen bu bir bahane teşkil etse de sadece okul okumakla bir şey olmadığını öğrendim üniversitede.

ilköğrenim hayatım inek diye tabir ettiğimiz şekilde geçti. lisede hem ağır fen lisesi müfredatı hem tübitak bilim olimpiyatları hem de öss koşuşturmacasında etrafımdakilere oranla daha az ineklik etmekle birlikte, yine de çok “ders çalışıyomuş gibi” yaptım. yatılı kolej günlerim bana insanları tanımak hususunda çok şey kattı. kafamın başka yerlere de çalışmaya başladığı dönemde insanları tanımak benim için paha biçilemez bir deneyimdi.

üniversitede ise birdenbire sosyalleşen kahramanımız 5 yıllık zaman zarfında ortalama 2 günde bir yeni insan tanıdı ve hayata dair deneyimleri çok daha fazla arttı. hazırlık sınıfındayken arkadaşlarımla şirket kurmaya kalkışıp sağlam bir kazık yemem, 1. sınıfta çok sevdiğim bir arkadaşımla sorunlar yaşamam ve 2. sınıfta bursumun kesilmesi beni yıldırmadı. 3. sınıfta hemen her dersi D’li notlarla da olsa geçerek bu hedefe ulaşmak için elimden geleni yaptım. 4. sınıfta ise alt sınıflardan kalan dersleri verme çabasına giriştim. halen tam mezun durumunda değilim, bir iki dersle sorunum var ama bu cübbeyi giydim ya, gerisi önemli değil benim için.

bu uzun yolculukta teşekkür etmek istediğim özel kişiler var.

en başta sevgili ailem… gece gündüz çalışan babam, yatılı lise ve gurbette üniversite eğitimi alırken dualarını esirgemeyen annem ve biricik kardeşime teşekkür ederim. siz olmasaydınız ben nasıl olmayacaktıysam, bu günleri de göremezdim. Allah sizi başımdan eksik etmesin.

Samsun Sakarya İlkokulu’ndaki sınıf öğretmenlerim Ertan Ünsal ve Günaydın Cebeci’ye, ilkokulda kendimi geliştirmeme çok fazla katkısı olan iki değerli rakibim, canım dostlarım Özlem Zorlu ve Suzan Ünver’e (ki bu iki şahsı 10 yıl sonra facebooktan buldum), Samsun Gözlem Dershanesi öğretmenlerine ve Ergül Ablamıza, çocukluk anılarımda yerleri olan Önder Kömpe ve Gürcan Kayar’a çok teşekkür ederim.

ortaokul eğitimimi aldığım Samsun Atatürk İlköğretim Okulu’ndaki kıymetli hocalarımı unutamam. bir gün bu hayalimi gerçekleştireceğime can-ı gönülden inanan müdürümüz İsmail Şahin, türkçe hocamız Şakire Soyal ve matematik hocamız Esin Seyhun’a çok teşekkür ederim. onların o en önemli çağımda bana olan destekleri şüphesiz temel taşları olmuştur. üzerimdeki emekleri büyüktür, Allah onlardan razı olsun. fen lisesini kazanmamda katkısı olan Samsun Sakarya Dershanesindeki hocalarıma ve yarışta karşılıklı fayda gördüğümüz sevgili arkadaşlarım İlkay Keneş, Nazlı Sesli ve Emre Ürer’e de teşekkür ederim.

lise yıllarım unutulmazdı. yatılı okul deneyimlerim ve dostluklarım harikaydı. kavgaları, şakaları, sınavları, her şeyi güzeldi. Özel Feza Eğitim Kurumları’na ve yine Sakarya Dershanesi öğretmenlerine çok teşekkür ederim. buraya yazmakla bitiremeyeceğim harika olan ve olmayan insanlar, hocalarımız, sınıf arkadaşlarım, yatakhane arkadaşlarım, personelimiz, yurt görevlileri, aşçılarımız hepsine ayrı ayrı teşekkür ederim. hala lisemi ziyaret ediyorum ve bundan keyif alıyorum. sağolsunlar, varolsunlar…

hayalimi gerçekleştirmeye ramak kalan yer, üniversitem.. boğaziçi’nde okumak istemiştim hep ama iyi ki TOBB ETÜ’de okumuşum. bunu en içten duygularla söylüyorum. üniversitedeki imkanlarım, dostluklarım, kavgalarım, anılarım, … hiçbirini unutmayacağım. başta başkanımız Rifat Hisarcıklıoğlu’na teşekkür ederim. bize bu güzel üniversiteyi hediye ettiği için, girişimci olalım diye çabaladığı için, vatanını sevdiği ve ona hizmet etmek adına çalıştığı için; öğrencilerini her daim desteklediği, dinlediği, çabaladığımızı gördükçe yardım ettiği için; bizi evladı gibi gördüğü için çok teşekkür ederim. beni girişimlerimle bizzat defalarca destekleyen, bana bizzat defalarca kızan, halen muhabbetini eksik etmeyen rektörümüz Prof. Dr. Tahsin Kesici’ye; yine şahsıma sevgi duyan ve destekleyen rahmetli dekanımız Prof. Dr. Süleyman Sarıtaş’a; derslerim iyi olmadığı halde hayallerimi gerçekleştireceğime inanan bölüm başkanımız Prof. Dr. Ali Yazıcı’ya; danışmanım ve gurbetteki babam bildiğim sevgili hocam Doç. Dr. Murat Erten’e; bu hocalarımın hepsine bana olan emeklerinden ve güvenlerinden ötürü ayrı ayrı teşekkür ederim. bölüm hocalarıma, topluluk çalışmalarımda çok yardımları dokunan üniversite personeline, ortak eğitim sistemimizin mimarı olan büyüğümüz, koordinatörümüz rahmetli Kadir Bayraktar’a da teşekkür ederim.

girişimci yetiştirmek isteyen sevgili üniversitemin burs kesen ortalama sistemine de ayrıca teşekkür etmek istiyorum. evet bursumu kestiği için okuluma teşekkür ediyorum, zira uğradığım zararı ödememin tek yolu girişimci olmam. sıradan bir çalışan olarak o senetleri ödememe imkan yok. derler ya herşeyde bir hayır var diye, ben bunda da bir hayır olduğuna inanıyorum. babam bu konuda bana katılmak istemez muhtemelen ama eğer burslar kesilmeseydi ben şu anda okulu bitirecek duruma gelemezdim. derslerimi önemsemez girişimlerime ve keyfime bakardım. bursun kesiliyor olması hem okulu bitirmemi sağlamıştır, hem de beni girişimci olmak konusunda motive etmiştir. tabi üniversitemin bazen mükemmel bazen çok saçma olan çeşitli uygulamalarının da katkısı olmuştur. girişimci olun dediği öğrencilerinin yoluna en çok taş koyan yine kendisi olduğu için, o engelleri aşmayı öğrendiğimde bunun da bana katkı sağladığını farkettim. böylece hayatta karşıma çıkacak zorluklara karşı daha da tecrübeli yaklaşma fırsatı buluyorum.

ve geleyim en güzel kısma; dostlarıma.. bu yolu çekilir kılan güzel insanların başında dostum, kardeşim, ortağım Fatih Aktürk gelir. ölümüne kankayıııızz :)) beni yeri geldiğinde hayattan bezme noktasına getirip yeri geldiğinde yeryüzünün en mutlu insanı olmamı sağlayan tatlı kıza, Elif Yapar’a da teşekkür ederim. şimdiye kadar hiç bir yamuğunu görmediğim, her şeyiyle düzgün, adam gibi adam Ahmet Soran ve canım ciğerim güzeller güzeli kardeşim Ahsen İkbal Yergök’e de teşekkür ederim. 4 yılımı geçirdiğim Özel Başkent Erkek Öğrenci Yurdu’nda her şeyimizi paylaştığımız Kamil Çalışkan, Ali Taşlıcalı, Ahmet Yıldız, Göksel Göney, Bayram Akdere’ye, yurt görevlilerine de teşekkür ederim. son senemde bana evini açan, varını yoğunu paylaşan, çok sevgili ev arkadaşım Melik Ahmet Sayman’a bilhassa şükranlarımı sunarım.

değerli sınıf arkadaşlarım, fakülte arkadaşlarım, üst ve alt dönemlerim, hazırlıktaki sınıf arkadaşlarım ve üniversitemin diğer tüm öğrencilerine de beraber yarattığımız bu güzel ortam için teşekkür etmek isterim. bilgisayar topluluğu vasıtasıyla tanıdığım, çok sevdiğim Özge Uyanık’a; bilmök vesilesiyle tanıştığım Ufuk Kılıç ve Özer Çelik’e; istanbul seyahatlerimde beni ağırlayan Hüseyin Oğuz Albayrak ve diğer YTÜ Bilgisayar Mühendisliği Bölümü öğrencilerine de teşekkür ederim.

karşılıklı problemler yaşadığımız, bir şekilde yollarımızı ayırdığımız ve hayatımı olumsuz etkileyen ama bu tecrübelerle beni hayata daha hazır hale getiren şimdi görüşmediğim ya da sadece selamlaştığım eski dostlarıma da ayrıca teşekkür ederim.

bugün ben hayatının %70′ini bilgisayar mühendisi olmak için harcamış biri olarak bu muvaffakiyete ulaştığım için Allah’a binlerce kez şükrediyorum. ve inanıyorum ki hayallerimi gerçekleştirmeye devam edeceğim. yine çok sıkıntılar çekeceğim ama başaracağım. başlamak bitirmenin yarısıydı. başlamam 16 sene sürdü ama başlamış oldum. Allah tamamına erdirsin…

ha unutmadan, yıllık yazılarım da burada :)


Hayat Yolu

27 Haziran 2009

sıkıntıdayım yine bu aralar. zor gü…

tamam, durdum. bu sefer yapmayacağım. yazıya böyle başlamayacağım. son 1 yıldır böyle başlıyorum çünkü son 3 yıldır sürekli sıkıntı çekiyorum.

ama son 3 yıldır, hatta kafamın çalıştığı son 15 yıldır hiç vazgeçmediğim, yılmadığım tek şey bu değil.

hala ilk günkü heyecanla hedefime ulaşmak için çalışıyorum. çabalıyorum. elimden geleni yapıyorum. bazen çok bir şey gelmiyor, oyalanabiliyorum ama sürekli mücadele veriyorum. hayattaki hedefime giden yolda belirlediğim ara hedeflere ulaşmak için de çok çalışıyorum. beni çok yakından tanıyanlar hiç bir şey için çalışmadığımı, çok tembel olduğumu düşünürler. çok iyi tanımayan, gıyaben hakkımda fikri olanlar ise çok azimli olduğumu düşünürler. gerçek şu ki, (hani filmlerde olur ya ikinci esas karakter birinci esas karaktere doğru bir bakış atar ve der: “the truth is; …”) ikisi de değilim.

evet ben birinci karakter değilim. bu yazıyı okuyanlar, bana sevgi ve saygı duyanlar, bana yardım edenler, bana küfür edenler, beni sevmeyenler, bu yazıyı okumayanlar benim hayatımdaki birinci karakterlerdir. çok arkadaşıma öğrettim “her şeyden önce ben” demeyi. ama hiç demedim.

çünkü hayallerime giden yolda başkalarının hayallerini gerçekleştirmesine yardım etmek beni motive etti. bu enerjiyle durmadan mücadele edebildim. ve hala ediyorum. yaşım ilerledikçe sorunlarım da artıyor, çevremdekilere olan etkim de. ama yolculuk devam ediyor.

ve bugün bir kırmızı ışıkta daha bekliyorum. üniversite bitti ve iş arıyorum. bir pozisyona başvurdum, 2 tur mülakata girdim. ilki 1 saat sürdü, ikincisi 8 dakika. muhtemelen sonucu baştan belliydi 2. turun. az da olsa umudum var, çünkü o işin en iyilerinden biriyim. severek yapabileceğim, en iyi bildiğim iş ve beni en çok mutlu edecek ortam…

peki bunları neden yazıyorum, konu nereye gidecek?

dediğim gibi yolculuğumda bir trafik ışığının önünde bekliyorum. her türlü yeşil ışık yanacak. bu işe beni alsalar da, almasalar da.. yolculuk devam edecek. bu ışık bir kavşakta değil. düz yolun ortasında. yayaların düğmesine basarak 10 saniye sonra geçmesine imkan veren düz yol ışıklarından biri. yolun sonunda hayallerim var. yoldan sapma imkanım yok. bu işe başvuru süreci beni bir an olsun durduracak ve nerede olduğumu bir kez daha farkettirecek. yaptığım yolculukta geride kalan mesafenin muhasebesi için bir fırsat. Steve Jobs’un deyimiyle, yeniden başlamanın rahatlığı. doğru yolda olduğumdan emin olabilmem için önüme çıkan bir nimet. ve önümden geçen yayalar hayatımdan geçen insanlar. hepsi benim için iyisiyle kötüsüyle birer tecrübe. bazen umut, bazen hüsran. hangisi olduğu kaderimde yazılı, bir blog yazısında değil elbette…

arabama binecek kadar yakınımda olanlar bu tecrübelere şahit oluyorlar. bir yandan da arabanın hantallığından yakınıyorlar. arabamla önünden geçtiklerim ise beni hiç durmadan hayaline doğru giden bir gezgin olarak görüyorlar. ben ışıkta durunca uzaktan bakanların umudu kırılıyor, arabadakiler umutlanıyor; ben yoldayken uzaktakiler umutlanıyor, arabadakiler ümidini yitiriyor.

gerçek şu ki, bu yolculuk her iki tarafa rağmen, devam ediyor…

şimdi sizin kafanızda iki soru var. birincisi madem önce ben değil, neden yazıda bu kadar çok ben var? ikincisi bu trafik mevzusu nereden geldi?

birincisi, yolculuğun yani hayatımın ironik olması, ikincisi ise yeni ehliyet almış olmam ve 2 gün sonrasında tek başıma trafiğe çıkmış olmam.


 önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 ... 34 35 36 sonraki
kimim ben?

selam! ben mücahit, 23 yaşında bir bilgisayar mühendisiyim. yeni nesil web uygulamaları ile ilgileniyorum. bir gün istanbul'a kavuşmak hayaliyle samsun'da yaşıyorum. devamı...

takip edin, yetişin!



facebook'ta beğenin!
resmi web sitem

ayrıntılı özgeçmişim, projelerim, portfolyom ve diğer sosyal ağ profillerim:
http://www.mucahityilmaz.com.tr

mücahit'in soulside

(music & video & photo)*blog:
http://mucahit.in

aramaya inanın!

google ile bağlanın
kullanım şartları

Bu sitede (web sayfasında, blogda, weblogda, güncede, günlükte, sahifede, her ne ise işte onda) yer alan tüm içerik bana aittir ve Creative Commons Attribution - Noncommercial 3.0 ( Creative Commons License ) ile lisanslıdır. Bu lisans, kaynak göstermek kaydıyla içeriği istediğiniz gibi kullanabilmenizi sağlar. Tabi bir de lütfedip bana bir mail atarsanız, ya da yararlandığınız yazının pingback adresini kullanırsanız işime gelir. Sizden haberdar olurum. Hakkınızda kötü düşünmem.

Eğer bir motorsanız, yanlış anlamayın arama motoruysanız, sizi ilgilendiren şey şurada: sitemap.xml

tasarım

hele bir bitireyim de tamamını, ayrıntılı bilgi vereceğim. şimdilik bilmeniz gereken temanın neredeyse tamamı bana ait. framework olarak kullandığım tema şu, tepedeki kımıl kımıl şeyin adı da parallax. özel teşekkür: huseyin.im (jquery sensei)