03 Şubat 2012
5 ay sonra tekrar merhaba diyor, az yazıyor olmaktan dem vurma faslını bu sefer es geçiyorum.
Aslında 27 şubatta 5 yaşında olmuş olacaktı ancak bu aralar söylemek istediklerim birikti, ben de konuya bir girizgah olsun diye 5. yılı kutlamak istedim. Kısaca bu aralar nelerle uğraştığımdan bahsedip yazıyı kısa keseceğim.
Efendim son yazılarda yeni bir başlangıç yapmaktan bahsetmiştim ancak muvaffak olamadım. Başarısızlıklarıma bir yenisini daha ekleyip yeni tecrübeler edindim. Başarısız olan fikrim veya projem değildi, bendim. Hatta hala çok güveniyorum ve dünyayı değiştireceğinden eminim. Yeteri kadar üzerinde çalışamadım, çalıştığımda verim sağlayamadım. Akabinde doğal şartların gelişimi ve beklentiler doğrultusunda bir toparlanma sürecine girdim. Hani yeni bir işe başlamadan önce masanızın üzerini toparlarsınız ya da yemek yapmaya başlamadan önce tezgahı boşaltır, kirlileri yıkayıp temizleri yerlerine dizersiniz ya, aynen onu yapıyorum şu anda. Daha dik durabilmek adına ağırlıklardan kurtulmaya çalışıyor, egzersiz yapıyor, öğrenmeye ve kendimi geliştirmeye çalışıyorum. Bu süreçte bana destek olan ve elimden tutup kaldıran insanlara bir teşekkür borcum var. Başta ailem, sonrasında ise patronum bu listede en üst sıralarda yer alıyor. Arkadaşlarımın da toleranslı tutumları bana güç veriyor. Hepsine teşekkür ediyorum. İyi ki varlar. Çok şükür, çok şanslıyım ve sık sık bu şanslı olma durumunun çok ağır sorumluluk yüklediğini kendime hatırlatıyorum.
İş hayatımda ise BerilTech‘in 2012 planları doğrultusunda Şirketçe üzerinde aktif çalışmaya başladım ve bunun bana katkısı CodeIgniter ve SVN ortamlarını derinden tecrübe etmek oldu. Daha önceki projelerimde şartlar çok da gerektirmediği için kullanmamıştık. Sadık yarim Notepad++ platformundan da NetBeans‘e yönelmiş oldum.
Bahsetmeden geçemeyeceğim bir uygulamayı da paylaşmak istiyorum. Uygulamanın adı ReadItLater. Son bir kaç yılda hiç bir uygulamadan bu kadar keyif almamıştım, hiç bir uygulama bu kadar verim sağlamamıştı. Katiyyetle tavsiye ediyorum. Tarayıcınızın yer imi çubuğuna bir imleyici ekliyorsunuz, o anda okumak için müsait olmadığınız sayfayı işaretliyorsunuz, yapılacaklar listesi kıvamındaki bir to-read-list’e ekliyor. Daha sonra herhangi bir platformdan (web, mobil web, iphone, ipad, android ve hatta kindle) yazıyı okuyabiliyorsunuz. En büyük özelliği ise işaretlediğiniz sayfadan yalnızca içeriği ayırıp sunabiliyor olması ve okuyacağınız cihazdan yapacağınız otomatik güncellemeler sonrasında cihaz internete bağlı olmasa bile okuyabiliyor olmak.
Güya kısa kesecektim, yine lafı uzattım. Önümüzdeki günlerde Bilgisayar Mühendisleri Odası’ndan, Etohum ilk 40 girişiminden ve Türkiye’deki internet girişimciliği konularından bahsedeceğim. Uzun zamandır düşündüklerimi kaleme (klavyeye?) almak istiyordum. Hatta yaklaşık iki ay önce bir tweetimde bu son konuyu yazacağımı söylemiştim ama toplum buna henüz hazır değildi. Artık hazır olduğunu düşünüyorum :)
Sonraki yazılarda görüşmek üzere.
Olmaz, önce siz kapatın.
07 Ağustos 2011
hayatım boyunca büyük işler başarabileceğime inandım. o kapasiteye sahip olduğumu, doğru zamanda doğru şeyi yaparsam mümkün olacağını düşündüm. bir şeyler başarsam da başaramasam da, süreci her zaman bu blogdan paylaşmayı doğru buldum. başarırsam ileride yazacağım kitabın başlıca referansı bu blog olacaktı. başaramazsam ileride yazacağım kitabın başlıca referansı yine bu blog olacaktı. bu yüzden olumlu olumsuz tüm tecrübelerimi buraya aktarmaya çalıştım. yazılar arasına uzun zaman girmesinin sebebi bir önceki yazıyı yazarken hangi durumdaysam, o durumu koruyor olmamdı.
bugün ise farklı hissediyorum. günlerim daha farklı geçiyor. bugünleri de paylaşmam gerektiğini düşündüm. ömrüm yeterince uzun olursa dönüp bu yazıyı okumak ve o günlere nasıl geldiğimi görmek istedim.
hayatın bize getirdiği bazı seçimler var. ya bizden daha yaşlı insanların tecrübelerine göre öngörülerde bulunup yapmamız gerektiğini düşündüğümüz şeyleri yapacağız ve sonunda -sonuna kadar gelebilirsek- mutlu öleceğimizi umacağız; ya da karşımıza çıkan koşullarda canımızın istediğini yapacak, gerektiğinde -ağır olsa bile- bedelini ödeyecek ve her durumda yaptıklarımızdan pişman olmadan, mutlu yaşadığımızdan emin olarak öleceğiz. ben hayat felsefesi olarak ikincisini seçtim. şimdiye kadar ağır bedeller ödesem de pişman olmadım. yarın hayatımın son günü olsa zerre kadar üzülmem. diğer yolu seçsem şimdiye kadar yaptıklarımın sonucunu göremeden gittiğim için üzülürdüm.
son 1 yıldır hayatım oldukça sıradanlaştı. gündüz işe gidiyor, akşam eve gelip dizi / film izliyor, yatıyor, kalkıyor, işe gidiyordum. çok şükür sevdiğim işi yapıyordum ama amaçsız kaldığımı hissediyordum. yukarıda bahsettiğim 2. tipteki insanlar için korkunç bir durum. karşıma yeni bir yol ayrımı gelmediği sürece bir kilometre taşım da olmuyor. bir süre sonra yaşamadığımı düşünmeye başladım. üstelik sıkıntılarım da son bulmuyordu ve daha çok dibe sürüklendiğimi hissediyordum. silkinip kendime gelmem gerekiyordu ama kılım kıpırdamıyordu. yaklaşık 4 ay önce aklıma gelen bir fikri gerçekleştirmek istedim ama o enerjiyi kendimde bulamadım. arkadaşlarıma bahsettim, beğendiler ama aksiyon alamıyordum. kilo almıştım, zaten ofis hayatından ötürü hareketsizdim, sosyal hayatım neredeyse sıfıra inmişti. bir meşgale bulamıyordum. hatta tekrar tekrar aynı filmleri izlediğim oluyordu. hep aynı sağlıksız yemekleri yiyor, uyku sorunları yaşıyor ve daha da tembelleşiyordum.

bir ay kadar önce, bir hafta sonu aç kaldım, internetim kesildi ve telefonumun kontörü bitti. yapacak bir şey bulamadığım için yattım ama uyuyamadım. bu durumdan nasıl kurtulurum diye düşünürken o fikri uygulamaya başlamak aklıma geldi. o kadar çaresizdim ki yapacak başka herhangi bir şey bulamadığım için bu projeye başlamaya karar verdim. tembelliğimin böyle bir faydası olacağını da daha önce düşünmemiştim. “pirates of the silicon valley” ve “the social network” filmlerini bir kez daha izledim. gazı aldım ve o pazar günü aç karnına, internet bağlantısı olmayan bilgisayarımda bu internet projesinin kodunu yazmaya başladım. yaptığım kabataslak sayfayı görünce “işte bu” dedim bunun üzerine yürümeliyim. ertesi günden itibaren akşamları da ofiste geçirerek daha çok çalışmaya başladım. bir yandan konseptin detaylarını kurguluyor bir yandan da kodlara devam ediyorum. akşam yemeklerini geçiştiriyor, ofise yürüyerek gidip geliyorum. biraz da kilo verdim ve spor yapmaya başlamış oldum. hatta geçenlerde sınavım için öyle bir ders çalıştım ki, üniversite geçmişim boyunca böylesini yapmamıştım.
artık kendimi çok iyi hissediyorum. başaracağıma inanıyorum. güvendiğim kişilerden gerekli manevi desteği de aldım ve bu gelişmeler onları da mutlu etti. çok uzun zamandır hiç bu kadar azimli ve mutlu olduğumu hatırlamıyorum. daha azimli ya da mutlu olduğum zamanlar da oldu ama ikisini bir arada bu kadar yaşamamıştım.
işin en güzel yanı ise bu fikrimin başarılı olup olmamasının hiç bir önem teşkil etmemesi. mutlu olduğum şeyi yapıyorum, dünyaya daha pozitif bakıyorum ve daha çok hayal kuruyorum. başarsam da başaramasam da pişmanlık duymayacağım. elimden geleni yaptığım için daha rahat tevekkül edeceğim. inanıyorum ki, halihazırda bu safhalardan geçen bir insanın, bu çabayla başarısız olmasına imkan yok. “the next big thing”i yaratmak için gereken hikayeyi farkında olmadan yaşadım. artık sahip olduklarıma şükrediyorum ve daha fazlası için mücadele ediyorum. bundan sonrası Allah’a kalmış.
umarım Allah yardım eder, ben de hayallerimi gerçekleştiririm. hem belki başkalarının da hayallerini gerçekleştirmesine önayak olurum.
kim bilir…
selam! ben mücahit, 24 yaşında bir bilgisayar mühendisiyim. yeni nesil web uygulamaları ile ilgileniyorum. bir gün istanbul'a kavuşmak hayaliyle ankara'da yaşıyorum. devamı...
ayrıntılı özgeçmişim, projelerim, portfolyom ve diğer sosyal ağ profillerim:
http://www.mucahityilmaz.com.tr
(music & video & photo)*blog:
http://mucahit.in
Bu sitede (web sayfasında, blogda, weblogda, güncede, günlükte, sahifede, her ne ise işte onda) yer alan tüm içerik bana aittir ve Creative Commons Attribution - Noncommercial 3.0 (
) ile lisanslıdır. Bu lisans, kaynak göstermek kaydıyla içeriği istediğiniz gibi kullanabilmenizi sağlar. Tabi bir de lütfedip bana bir mail atarsanız, ya da yararlandığınız yazının pingback adresini kullanırsanız işime gelir. Sizden haberdar olurum. Hakkınızda kötü düşünmem.
Eğer bir motorsanız, yanlış anlamayın arama motoruysanız, sizi ilgilendiren şey şurada: sitemap.xml
hele bir bitireyim de tamamını, ayrıntılı bilgi vereceğim. şimdilik bilmeniz gereken temanın neredeyse tamamı bana ait. framework olarak kullandığım tema şu, tepedeki kımıl kımıl şeyin adı da parallax. özel teşekkür: huseyin.im (jquery sensei)



















