nasıl gözüküyor acaba dışardan bakınca? bildiğin tester dediğinizi duyar gibiyim. ama benden istediklerine bakınca pek öyle değil gibi sanki. anlatayım efendim.
üniversitemin “ortak eğitim” adını verdiği staj uygulamasını gerçekleştirmek üzere Denker Elektronik ve Bilgisayar San. Tic. Ltd. Şti.‘nde işe başladım. stajdan neden iş diye bahsediyorsun diyebilirsiniz ancak bizim stajımız iş oluyor. eğer her yıl 3.5 ay sürüyorsa, maaş alıyorsanız ve şirketler sizi çekinmeden projelere dahil ediyorsa, staj bittiğinde iş teklifi geliyorsa buna staj demeye gerek yok efendim.
başta istemeyerek gittiğim bu şirketin aslında tam bana göre olduğunu öğrendim ilk günümde. yazılım üreten bir firma. sitesine bakıp aldanmayın, elbette barkod vs. işleri de yapıyorlar ama o şirketin alt katından oluşuyor. üst katta yazılım üreten bir departman var. çalışma şekilleri ise gayet ilginç; yazılımları çeşitli alt kısımlara ayırıp “outsource” ediyorlar. türkçe meali dışarıya yaptırıyorlar. rentacoder.com gibi sitelerde programcılar bulup modüller halinde para karşılığı yaptırıyorlar. bu modüller teslim alındığında ise iş başa düşüyor.
işte tam bu noktada devreye “Software Test Engineer” denilen test mühendisleri giriyor. (ki benim de görevim ve sıfatım da bu olacak) Gelen kodlar önce test ediliyor. Bu test çeşitli şartları sağlama durumuna göre neticeleniyor. testi geçen modüller diğer modüllerle yine bu mühendisler tarafından birleştiriliyor. zaten yazılım tasarımını yapan ve hangi modüllerin dışarıdan sağlanacağına karar veren mühendislerimiz, yerine göre modülü kendisi yazıyor.
olayı en basit halde ifade etmek gerekirse, işin inciğini cinciğini -parası neyse verip- dışarıya yaptırıyorlar ve asıl önemli kısımlarıyla daha çok ilgileniyorlar.
bu işin beni mutlu eden yanları ise maaşımın gayet iyi olması (önceki stajım ve diğer arkadaşlarıma nazaran) başta olmak üzere, çalışma ortamı ve yapılan iş. benim gibi kod değiştirerek kendini geliştiren birisi için test etmekten daha güzel iş olamazdı.
şirket şu sıralar kiosk yazılımlarıyla ilgileniyor. süpermarket zincirlerine kart okuyan ve localhostta apache ve mysql bulunduran makinalar veriyorlar. ve arayüzü de php ile kodlayarak web sayfası yapmış oluyorlar. işin bu yönü de bana uyması bakımından gayet hoş.
tabi güzel öğlen yemekleri ve 9.00 - 18.30 mesaisi de güzel oldu. sabah daha çok uyumak demek :)
daha fazla şirketin işlerini ifşa etmemek adına konuyu burada noktalıyorum. bakalım geçen zaman bana neler gösterecek…
yahu çok zaman oldu yazmayalı. ama hiç zaman bulamadım. kısa bir özet geçeceğim yazmadığım zamanda başıma gelenler konusunda.
efendim 11 nisanda Microsoft Üniversite Lansmanı üniversitemde yapıldı. Yerel organizasyondan sorumluydum, MS Türkiye Genel Müdür Yardımcısı Cemal Akyel’in ifadesiyle, sorunsuz bir şekilde tamamlandı.
12 nisanda Türk Blog Yazarları Ankara Buluşmasını gerçekleştirdik sevgili Barış’ın emeğiyle. ayrıntılı bilgiyi Barış’ın sayfasından ve diğer arkadaşların sayfalarından edinebilirsiniz: [1][2][3][4][5][6][7][8][9][10][11]
20 nisanda finallerim bitti. 21 nisanda urfaya gidecektik, gezi iptal oldu. o arada da staj yerimle ilgili bir kaç problem yaşadığım için samsuna da gidemedim ve 1 haftalık sömestr tatilim ankarada boş bir şekilde geçti. gerçi sonunda staj yerim ayarlandı. onunla ilgili yazıyı yarın ilk işgünümün ardından yazacağım.
zorlu geçen final dönemini atlattım. şimdi 8 ağustosa kadar istanbulda çalışacağım. sevgili elifle aynı şirkette çalışacaktık ama kısmet değilmiş öyle olmadı. şimdi hiç değilse aynı şehirdeyiz. beraber bolca zaman geçireceğiz. gerçi hesapladığım kadarıyla görüşmeyi planladığım kişi sayısı 50 civarında ama bir şekilde olacak artık :)
bu arada istanbuldaki blog yazarları toplantılarına da katılmaya çalışacağım. bu ankarayı sattığım manasına gelmez. her an ankaraya atlayıp gidebilirim. belki organizasyonunda yer almam ama katılmaya çalışırım.
işte böyle efenim. blog dediğini insanlar günlük yazar, ben aylık yazıyorum anasını satayım. ama yazıcam artık. istanbulda yazacak şey de bulurum zaten. geçen seneki yazılarımı okuyanlar bilir.
yarın işim hakkında birşeyler yazacağım, şimdilik hoşçakalın. hazır istanbuldayken görüşmek isteyen olursa yandaki iletişim formunu kullanabilirsiniz.
hah az daha unutuyordum, ilk defa biri benim karikatürümü yaptı ve beni çok mutlu etti.
ve işte kaynağı: Gayri Ciddi. bu arada şunu da vurgulamadan geçemeyeceğim ki, abi demişsin bana eyvallah gözümsün, ama ben 21 yaşındayım :) hayır, tipten yaşlı gözüküyorum o yüzden insanlar yaşlıyım zannediyor. Otopsiraporu’na tekrar çok teşekkür ediyor, sevgilerimi sunuyorum.
bu aralar şarkılar tercüman oluyor bana. çünkü bazen sözlerimi kelimelerle ifade edince bu kadar rahat hissetmiyorum. ama derdimi bir şarkıda anlattığımda, daha doğrusu bir şarkı biraz olsun beni anlattığında daha iyi hissediyorum kendimi. hem de beni biraz daha anlamaya çalışmanızı sağlıyor sanırım. şarkının hangi kısmının benim derdime derman olduğunu anlamaya çalışmanız daha güzel sanki.. ne kompleks bir giriş oldu dimi? e o zaman şarkıyı dinleyin, güzel klibini izleyin ve sözlerini de okuyup anlamaya çalışın efenim..
şu aşağıda youtube videosu var. eğer bir şey yüklenmezse ve orası boş kalırsa bilin ki youtube yine engellenmiş..
belki güneş bir gün ikimiz için doğar
belki korkuları hayallerimiz boğar
o masal günü gelinceye kadar
susuyorum, susuyorum
ne güzel bir şarkı değil mi? sözleri de öyle sanırım..
Bazen daha fazladır her şey
Bir eşikten atlar insan
Yüzüne bakmak istemez yaşamın
O kadar azalmıştır anlam
bişeylerin fazla geldiğini hissederiz bazen. aslında severiz ama sıkar işte bir yerden sonra. yok sıkmaz aslında. ama bir süre onsuz olmak isteriz. yani istemeyiz de, ne biliyim işte.. yüzüne bakmak istemediğimiz olur. artık anlamı azalmıştır bizim için. aslında azalmamıştır. ama her şey olduğu ve/veya olmasını istediğimiz gibi değildir. sadece biraz onsuz olmak.. kötü bir niyet olmadan..
O zaman hemen git radyoyu aç bir şarkı tut
Ya da bir kitap oku mutlaka iyi geliyor
Ya da balkona çık bağır bağırabildiğin kadar
Zehir dışarı akmadan yürek yıkanmıyor
bu tür durumlarda ne yaparız? içimizi dökmek isteriz. aslında içimizi dökmek değil de.. nasıl desem? deşarj olmak isteriz. içimizi dökecek olsak zaten ona dökerdik. istediğimiz farklı bişey. belki avazın çıkana kadar bağırmak, belki de sadece kitap okumak. onsuz olmak.. yüreği arındırmak. akvaryumun suyunu değiştirmek gibi denebilir. balığınızı seversiniz ama onsuz kalmamak adına akvaryumun suyunu değiştirmezseniz hoş şeyler olmaz. o suyu değiştirmek aslında her iki tarafa da iyi gelir. bir süre onsuz olmak..
Ama fazla da üzülme hayat bitiyor bir gün
Ayrılıktan kaçılmıyor
Hem çok zor hem de çok kısa bir macera ömür
Ömür imtihanla geçiyor
ama herşeyin bir sonu var değil mi? sen o suyu değiştirsen de değiştirmesen de balık ölecek. ölümlü dünya, illa ki ölecek.. kısa ya da uzun sürecek, ama bitecek. bir nevi imtihan sanki? hiç bilmeyen de erken bitirir, en çok bilen de.. sadece kafasında emin değilsen uzatırsın süreyi. gerçi bu konudan alakasız oldu gibi oldu ama, olay böyle işliyorsa belki de alakalıdır?
Ben bu yüzden hiç kimseden gidemem gitmem
Unutamam acı tatlı ne varsa hazinemdir
Acının insana kattığı değeri bilirim küsemem
Acıdan geçmeyen şarkılar biraz eksiktir
o son geldiğinde geriye dönüp bakınca ne düşünürsün? güzeldi değil mi beraberken her şey? hiç ayrılmayacağız diyordunuz hatta? şimdi de hiç unutmayacağım diyosun, duyuyorum kalbini. ama ayrısın işte bak. hani balık? suyun üstünde cansız yüzüyor. olsun diyorsun, çok güzel şeyler yaşadık, güzel bir hazine bıraktı bana.
bir şarkı açıyorsun, bir de şarap. o’na içiyorsun. sana kattığı değerin kıymetini bildiğini ifade etme çabasındasın o’na içerken. şarkı da acıklı tabii. acıdan geçmeyen şarkı mı olur? bitti ama çok güzel şeyler bıraktı bana diyorsun.
Bir şiirden bir sözden
Bir melodiden bir filmden
Geçirip güzelleştirmeden can dayanmıyor
Yıldızların o ışıklı fırçası azıcık değmeden
Bu şahane hüzün tablosu tamamlanmıyor
şarkının sözlerini, sonundaki şiiri sahipleniyorsun. seni anlatıyor değil mi? sanki şu halini görmüş de öyle yazmış güftekar.. biraz da sen hüzün katıyorsun ambiansa, konsepte. o salak kavramlara işte. onunla kırlarda gece yarısı sohbet ettiğini hatırlıyorsun. bazen tek sigarayı paylaştığını hatırlıyorsun. biraz daha dramatize edip, daha çok şâd ettiğini sanıyorsun onun ruhunu. bir cenaze töreni sayılır ya hani bu, sen daha layıkıyla yapmak derdindesin. o yüzden kırlar, sigaralar. balık lan o. ne kırı ne sigarası?
Ama fazla da üzülme hayat bitiyor bir gün
Ayrılıktan kaçılmıyor
Hem çok zor hem de çok kısa bir macera ömür
Ömür imtihanla geçiyor
sanki bitmeyecek miydi diyorsun. ölümden gayrısı yalan diyorsun. candan erçetini de mi koysaydık şarkı kuyruğuna? sınavdan erken çıkmadı diyorsun. soruları bilmediğinden değil de, süreyi sonuna kadar kullanmak istediğinden erken çıkmadı diye kendini kandırıyorsun. ya da ben seni kandırıyorum. hep sen diye konuştum ama üzerine alınmadın inşallah?
Ben bu yüzden hiç kimseden gidemem gitmem
Unutamam acı tatlı ne varsa hazinemdir
Acının insana kattığı değeri bilirim küsemem
Acıdan geçmeyen şarkılar biraz eksiktir
gitti işte diyorsun ve ağlamaya başlıyorsun. her gözyaşında tatminkarlık katsayın ivmeli olarak artıyor sanıyorsun. şarkı zaten tekrar ediyor arkada. seni en iyi anlatan şarkıyı bulmuşken başka şarkıyı ne yapıcaksın? dönüp dursun o. sen de kırlarda sohbet et, sigaranı çek.. şaraptan da bir yudum daha al. acı çektiğine kendini iyice inandır. çakırkeyif de olmuşken tadını çıkar.
yarın sabah uyandığında, kimbilir, belki de yersin balığı? biter her şey. ne mazi kalır ne kırlar ne de sigaralar. yersin de şarabı meşrubat edip sigarayı üstüne yakarsın. hatırlamazsın. silersin. sindirirsin. bi de üstüne zıçarsın afedersin. sifonu da çektin mi tamamdır. şarkı da biter zaten o zamana.
gidip yeni balık alalım da akvaryum boş kalmasın. para verdik o kadar…
on gündür adam gibi bişey yazmadım buraya. içimden gelmedi işte. geçen hafta oldukça yoğun geçti. aslında boş geçti ama kafamın içinde bayağı yoğundu.
sahip olduğum bir güzelliği kaybettiğimi sandım. halbuki benden önce başkası kaybetmiş. bunu bilmeyince birkaç hata yaptım.
neyseki daha da berbat etmeden gerçeği öğrendim, özür diledim. o güzelliğin gönlünü almayı istedim ama şartlar pek elvermeyince rahat bırakmanın daha mantıklı olduğunu gördüm. Allah hayırlısını versin.
cumartesi sabahı güzel başlamıştı aslında. güzel bir gün geçirdim. mutluydum aslında çünkü önemli bir meseleye çözüm bulmuştum. ama o gece öğrendim gerçeği ve tekrar hüzün kapladı içimi.
düşündüm iki gündür, şimdi neden mutsuzum diye. en önemli sorunlardan birini çözmüştüm ve o güzelliği kaybetmemiştim çok şükür. peki neden mutsuzdum?
çünkü o güzel şey mutlu değildi. anladım ki mutlu olmam için mutlu olmam yetmiyormuş.
ama yine de o ve diğer güzelliklerle birlikte hayata karşı dimdik ayakta duracağız. yanyana ve beraber.. birlikte aşacağız zorlukları. sonuçta her şey daha da güzel olacak.
Nargile & İstanbul temasını Qwilm! teması üzerinde yaptığım değişikliklerle hazırladım. Temanın indirilebilir versiyonunu isteyenler benimle iletişime geçebilir.
Firefox 2.0.0.x ile denedim, çok da güzel çalıştı. IE ile muhtemelen geçinemez, denemedim. Firefox haricinde tarayıcı kullanmak bana saçma geldiği için herhangi bir düzenleme de yapmadım, umrumda değil açıkçası. Siz de Firefox kullanın zaten..
Çözünürlük olarak da 1024*768 den büyük olmak üzere herhangi iki sayının çarpımında istediğim gibi görüntülenir. Sorun çıkarmaz (kime göre? neye göre?).
Bu sitede (web sayfasında, blogda, weblogda, güncede, günlükte, sahifede, her ne ise işte onda) yer alan tüm içerik bana aittir ve Creative Commons Attribution - Noncommercial 3.0 ( ) ile lisanslıdır. Bu lisans, kaynak göstermek kaydıyla içeriği istediğiniz gibi kullanabilmenizi sağlar. Tabi bir de lütfedip bana bir mail atarsanız, ya da yararlandığınız yazının pingback adresini kullanırsanız işime gelir. Sizden haberdar olurum. Hakkınızda kötü düşünmem.
Eğer bir motorsanız, yanlış anlamayın arama motoruysanız, sizi ilgilendiren şey şurada: sitemap.xml
rss feedlerini feedburner'a aktar
sayfalar menüsü koy
yan menüdeki eksikleri tamamla
bağlantıları güncelle
iletişim formunu oluştur
benzer yazılar şeysi koy
sitemap koy
arama şeysi koy
yorum, paylaş, trackback ve pingback, benzer yazılar tabları oluştur
eksik eklentileri kur
daha da vardır çıkar ortaya..